İnfaz Hukuku Nedir? Cezanın Kesinleşmesinden Tahliyeye Kadar Süreç

İnfaz hukuku, ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen mahkûmiyet hükmünün hangi makam tarafından, hangi kurumda, ne kadar süreyle ve hangi usule göre yerine getirileceğini düzenleyen hukuk dalıdır. Bu alan yalnızca hükümlünün ceza infaz kurumuna alınmasından ibaret değildir. Hükmün kesinleşmesi, infaz savcılığı işlemleri, çağrı kâğıdı veya yakalama emri, mahsup, müddetname, ceza infaz kurumunun belirlenmesi, iyi hâl değerlendirmesi, açık kuruma ayrılma, özel infaz usulleri, denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ve kesin tahliye aynı sürecin birbirine bağlı aşamalarıdır.

Uygulamada en sık karşılaşılan yanılgı, mahkemenin hükmettiği ceza süresinden tek bir oran çıkarılarak hükümlünün cezaevinde kalacağı tarihin bulunabileceği düşüncesidir. Oysa kamuoyunda “yatar hesabı” olarak adlandırılan hesap; suç tarihi, suç tipi, cezanın türü, yaş, tekerrür, örgüt veya terör bağlantısı, birden fazla ilamın bulunması, tutuklulukta geçen süre, iyi hâl, açık kuruma ayrılma ve geçici kanun hükümleri birlikte değerlendirilmeden yapılamaz. Aynı süreli iki hapis cezası, bu değişkenler nedeniyle farklı infaz sonuçları doğurabilir.

İnfazın temel çerçevesini 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun oluşturur. Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulama, hak yoksunlukları, tekerrür ve mahsup hükümleri; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kesinleşme ve kanun yolu hükümleri; 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile ilgili yönetmelikler bu çerçeveyi tamamlar. Ayrıca 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun ile 25 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun, özellikle denetimli serbestlik, tekerrür, özel infaz usulleri ve 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen bazı suçlar bakımından önemli değişiklikler getirmiştir.

Bu yazıda, hapis cezasının kesinleşmesinden itibaren infaz dosyasının hazırlanması, hükümlünün kuruma alınması, ceza süresinin hesaplanması, kurum içi değerlendirmeler, açık ceza infaz kurumuna geçiş, denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ve bihakkın tahliye aşamaları güncel mevzuat esas alınarak açıklanmaktadır. Her infaz dosyasının kendi ilamları ve suç tarihleri üzerinden incelenmesi gerektiğinden, aşağıdaki açıklamalar somut müddetname hesabının yerine geçmez.


İnfaz Hukukunun Konusu ve Temel İlkeleri

5275 sayılı Kanun’un 1. maddesi, Kanun’un amacını ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak belirlemiştir. Kanun’un 2. maddesi infazda ayrımcılığı, zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışları yasaklar. İnfazın temel amacı ise 3. maddede; genel ve özel önlemenin sağlanması, hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenlerin güçlendirilmesi, toplumun suça karşı korunması ve hükümlünün yeniden sosyalleşmesinin desteklenmesi şeklinde düzenlenmiştir.

İnfaz hukukunun başlangıç noktası, 5275 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki “mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz” kuralıdır. Kanunun 5. maddesi uyarınca kesinleşen ve yerine getirilmesi onaylanan hüküm, mahkeme tarafından Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir; infaz, Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir ve denetlenir. Böylece hükmü kuran mahkeme ile hükmü yerine getiren infaz makamı birbirinden ayrılır.

İnfaz işlemleri kanunilik ilkesine tabidir. Kurum idaresi, infaz savcılığı veya infaz hâkimliği, kanunda bulunmayan bir infaz oranı ya da tahliye imkânı oluşturamaz. Buna karşılık kanunun tanıdığı hakların salt idari kolaylık gerekçesiyle daraltılması da mümkün değildir. Özellikle iyi hâl, açık kuruma ayrılma ve denetimli serbestlik değerlendirmelerinde takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetki somut verilere dayanmalı, denetlenebilir olmalı ve keyfî kullanılmamalıdır.

İnfaz Kurallarının Zaman Bakımından Uygulanması

Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi, suçtan sonra yürürlüğe giren kanunun fail lehine olması hâlinde lehe kanunun uygulanacağını düzenler. Ancak aynı maddenin üçüncü fıkrasında, hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrür hükümleri dışında kalan infaz rejimine ilişkin kuralların derhâl uygulanacağı belirtilir. Bu ayrım, her yeni infaz değişikliğinin geçmişte işlenen suçlara kendiliğinden ve aynı kapsamda uygulanmayacağı anlamına gelir.

Bir değişikliğin somut dosyada uygulanıp uygulanmayacağı belirlenirken üç ayrı soru sorulmalıdır: Düzenleme maddi ceza hukukuna mı, koşullu salıverme veya tekerrüre mi, yoksa infazın yürütülmesine mi ilişkindir? Kanunda özel bir yürürlük veya geçiş hükmü var mıdır? Suç tarihi, hükmün kesinleşme tarihi ve hükümlünün mevcut infaz statüsü nedir? Özellikle 2025 değişikliklerinde suç tarihine dayalı istisnalar bulunduğundan yalnızca kanunun yayım tarihine bakmak yeterli değildir.

Örneğin 7550 sayılı Kanun ile denetimli serbestlikten yararlanabilmek için getirilen kurumda belirli bir asgari süre geçirme şartının, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği 4 Haziran 2025 tarihinden önce işlenen suçlara uygulanmayacağı ayrıca düzenlenmiştir. Benzer şekilde 7571 sayılı Kanun ile 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen bazı suçlar için getirilen erken açık kuruma ayrılma ve denetimli serbestlik imkânı, suç türüne ilişkin geniş istisnalar içerir. Bu nedenle yeni infaz kanunu bütün hükümlülere uygulanır şeklindeki genelleme hukuken doğru değildir.

Mahkûmiyet Hükmünün Kesinleşmesi

Ceza mahkemesinin hapis cezasına hükmetmesi, tek başına infazın başlaması için yeterli değildir. Olağan kanun yolları açık olan bir hüküm, süresinde istinaf veya temyiz başvurusu yapıldığında kesinleşmez. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 275 ve 293. maddeleri uyarınca süresinde yapılan istinaf ve temyiz başvuruları hükmün kesinleşmesini engeller. Başvuru süresinin geçirilmesi, kanun yolu incelemesinin tamamlanması veya hükmün kanun gereği kesin olması hâlinde kesinleşme şerhi düzenlenir.

Kesinleşme ile infaz edilebilirlik aynı dosyada birleşse de kavramsal olarak farklıdır. Kesinleşme, hükmün olağan kanun yolları bakımından nihai hâle gelmesini; infaz edilebilirlik ise bu hükmün kanuni engel bulunmadan yerine getirilebilmesini ifade eder. Örneğin kesinleşmiş bir hapis cezasının infazı sağlık, gebelik veya kanunda belirtilen kişisel nedenlerle geri bırakılabilir. Bu durumda hüküm kesinleşmiştir ancak infaza başlanması veya devam edilmesi geçici olarak ertelenmiştir.

Yargılamanın yenilenmesi başvurusu da hükmün kesinliğini tek başına ortadan kaldırmaz. CMK m. 312 gereğince yargılamanın yenilenmesi istemi, infazı kendiliğinden durdurmaz; mahkeme infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına ayrıca karar verebilir. Aynı ilke, infaz aşamasındaki birçok başvuru için de geçerlidir: Başvurunun yapılması ile infazın durması farklı hukuki sonuçlardır.

Mahkûmiyet hükmü doğurmayan erteleme kurumlarıyla kesinleşmiş cezanın infazı arasındaki fark için “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)” yazımızı inceleyebilirsiniz.

İnfaz Dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığına Gönderilmesi

Kesinleşen mahkûmiyet ilamı, hükmü veren mahkeme tarafından infaz edilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Uygulamada bu işlemler infaz bürosu aracılığıyla yürütülür. İlamın kimlik bilgileri, ceza türü ve süresi, suç tarihi, suç maddeleri, tekerrür kararı, mahsup edilecek süreler ve kesinleşme tarihi infaz dosyasının temel verileridir.

Cumhuriyet savcılığı, ilamı hüküm fıkrasına uygun şekilde infaza koymakla yükümlüdür. Savcılığın mahkeme hükmünü değiştirme veya hükümde bulunmayan bir tekerrür rejimini uygulama yetkisi yoktur. TCK m. 58 uyarınca tekerrüre esas önceki mahkûmiyet ve mükerrirlere özgü infaz rejimi yargılama sırasında değerlendirilir ve hükümde gösterilir. Hükümdeki belirsizlik, hesaplama uyuşmazlığı ya da sonradan yürürlüğe giren kanunun uygulanması konusunda tereddüt doğarsa 5275 sayılı Kanun’un 98 ila 101. maddelerindeki usul işletilir.

İnfaz dosyasındaki ilk kontrol yalnızca hüküm süresine bakılarak yapılmamalıdır. Aynı kişi hakkında başka kesinleşmiş ilam, devam eden tutukluluk, yakalama emri, adli para cezasından çevrilen hapis, koşullu salıvermenin geri alınmasına ilişkin karar veya daha önce uygulanmış mahsup bulunabilir. Bu veriler teslim, kurum seçimi ve tahliye tarihini doğrudan etkiler.

Çağrı Kâğıdı, Teslim ve Yakalama Emri

5275 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı için hükümlüye kural olarak çağrı kâğıdı gönderilir. Çağrı kâğıdının tebliğinden itibaren on gün içinde hükümlünün Cumhuriyet başsavcılığına başvurması veya gösterilen kuruma teslim olması gerekir.

Kasten işlenen suçlarda üç yıldan, taksirle işlenen suçlarda beş yıldan fazla hapis cezası bakımından doğrudan yakalama emri çıkarılır. Ayrıca çağrı kâğıdına rağmen on günlük sürede başvurmayan, kaçacağı konusunda şüphe bulunan veya firar eden hükümlü hakkında da Cumhuriyet savcısı yakalama emri düzenler. Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle çevrilen hapis cezasında ise süreye bakılmaksızın önce çağrı kâğıdı çıkarılması gerekir.

Çağrı üzerine süresinde teslim olmanın sonuçları yalnızca yakalamayı önlemekle sınırlı değildir. Hükümlünün teslim biçimi, açık ceza infaz kurumuna doğrudan alınma veya sonradan açık kuruma ayrılma değerlendirmesinde ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde önem taşıyabilir. Buna rağmen süresinde teslim olan herkesin doğrudan açık kuruma gönderileceği söylenemez; suç türü, ceza süresi, başka ilamlar, yakalama veya tutuklama durumu ve Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği birlikte incelenir.

Çağrı kâğıdı tebliğ edilmişse tebligat tarihi, teslim için son gün, erteleme başvurusunun yapılıp yapılmadığı ve başvuru hakkında karar bulunup bulunmadığı ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Erteleme talebinde bulunulması, savcılıkça kabul kararı verilmedikçe on günlük teslim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Ceza soruşturmasının mahkûmiyet ve infazdan önceki aşamasını ayrıntılı görmek için “İfadeye Çağrılan Kişinin Hakları ve Sürecin Yönetimi” yazımızı inceleyebilirsiniz.

İnfazın Ertelenmesi ve Geri Bırakılması

Kesinleşen cezanın infazının ertelenmesi, mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaz ve ceza süresini azaltmaz. Yalnızca infaza başlama tarihi veya devam eden infazın yürütülmesi kanunda belirtilen şartlarla ileri bir tarihe bırakılır. Yetkili makam ve şartlar, erteleme nedenine göre değişir.

Hükümlünün İstemiyle İnfazın Ertelenmesi

5275 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca çağrı üzerine gelen hükümlünün istemiyle; kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az süreli hapis cezasının infazı, Cumhuriyet başsavcılığınca ertelenebilir. Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir. Cumhuriyet başsavcılığı erteleme kararını güvence gösterilmesine veya başka bir şartın yerine getirilmesine bağlayabilir.

İnfaza başlanmış olsa bile hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi; ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü ya da bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülmesinin veya tarım topraklarının işlenmesinin imkânsız hâle gelmesi; hükümlünün eş veya çocuklarının bakıma muhtaç olması ya da hükümlünün sürekli tedavi gerektiren hastalığı gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde infaza ara verilebilir. Ara verme bir yılı geçmeyen sürelerle ve en fazla iki defa uygulanabilir.

Terör suçları, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanan cezalar ile disiplin veya tazyik hapsi bakımından m. 17’deki isteme bağlı erteleme uygulanmaz. Ayrıca hükümlünün talebi tek başına durdurucu sonuç doğurmaz; savcılığın kabul kararı gerekir.

Hastalık, Engellilik ve Gebelik Nedeniyle Geri Bırakma

5275 sayılı Kanun’un 16. maddesine göre akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezası geri bırakılır ve hükümlü sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süre ceza infaz kurumunda geçmiş sayılır. Diğer hastalıklarda tedavinin kurumun sağlık biriminde veya resmî sağlık kuruluşunda sürdürülmesi esastır; hapis cezasının infazı hükümlünün hayatı için kesin tehlike oluşturuyorsa iyileşinceye kadar geri bırakma kararı verilebilir.

Hükümlünün ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız sürdürememesi ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi hâlinde de cezanın infazı iyileşinceye kadar geri bırakılabilir. Sağlık durumunun Adli Tıp Kurumu raporu veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastane sağlık kurulu raporunun Adli Tıp Kurumunca onaylanması yoluyla tespiti gerekir. Karar Cumhuriyet başsavcılığınca verilir; karara karşı infaz hâkimliğine şikâyet mümkündür.

5275 sayılı Kanun’un 16/4. maddesine göre hapis cezasının infazı, gebelik süresince ve doğumdan itibaren bir yıl altı ay geçinceye kadar geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya annesinden başka birine verilmişse ceza doğumdan itibaren iki ay geçince infaz edilir. Ancak kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında bu geri bırakma hükmü uygulanmaz.

5275 sayılı Kanun’un 16/A maddesi, toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm kadın hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır hastalığı bulunan on sekiz yaşından küçük çocuğu nedeniyle, toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi şartıyla infazın geri bırakılmasına imkân tanır. Bu düzenleme süreli, rapora dayalı ve çocuğun bakım ihtiyacına bağlı özel bir koruma hükmüdür.

Hükmün Yorumunda ve Sonraki Kanunda İnfazın Durması

5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünün yorumunda tereddüt bulunması veya sonradan yürürlüğe giren kanun nedeniyle TCK m. 7 kapsamında yeniden değerlendirme gerekmesi hâlinde hükmü veren mahkemeden karar istenir. Bir cezanın tamamen veya kısmen infaz edilip edilemeyeceği ya da hesaba ilişkin diğer tereddütler ise infaz hâkimliğince karara bağlanır.

Bu başvurular infazı kendiliğinden durdurmaz. Ancak mahkeme veya infaz hâkimliği, uyuşmazlığın niteliğine göre infazın geri bırakılmasına ya da durdurulmasına karar verebilir. Başvurunun doğru mercie yapılması ve açıkça durdurma talep edilmesi bu nedenle önemlidir.

Kuruma Kabul, Mahsup ve Müddetname

Hükümlü teslim olduğunda veya yakalandığında kimlik ve ilam kontrolü yapılarak ilgili ceza infaz kurumuna alınır. Kuruma kabul sırasında sağlık muayenesi, güvenlik işlemleri, kişisel eşya kaydı ve hükümlünün hakları ile kurum kuralları hakkında bilgilendirme yapılır. İlk yerleştirme, cezanın mutlaka aynı kurumda tamamlanacağı anlamına gelmez; sınıflandırma, güvenlik, kapasite, sağlık ve açık kuruma ayrılma gibi nedenlerle nakil mümkündür.

Ceza süresinin doğru hesaplanmasında mahsup ilk adımdır. TCK m. 63 uyarınca hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve kişi özgürlüğünü sınırlayan bütün hâller nedeniyle geçirilen süreler hükmedilen hapis cezasından indirilir. Tutukluluk bu kapsamın tipik örneğidir. Adli kontrol altında geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez. Ancak CMK m.109/3-e kapsamındaki, özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu madde ya da alkol bağımlılığından arınmaya yönelik olarak uygulanan ve hastaneye yatmayı da içerebilen tedavi veya muayene tedbiri altında geçen süre mahsup edilir. Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçirilen her iki gün ise cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

Mahsup yapılırken aynı sürenin birden fazla ilamdan indirilmemesi, tutukluluğun hangi suç veya dosya nedeniyle uygulandığı, beraat ya da düşme kararı verilen dosyadaki sürenin başka cezaya etkisi ve yabancı ülkede özgürlüğün kısıtlandığı süreler ayrıca incelenmelidir. Mahkeme hükmünde mahsup kararı bulunması mümkün olmakla birlikte infaz sırasında ortaya çıkan hesap uyuşmazlıkları infaz hâkimliğinin görev alanına girebilir.

Uygulamada “müddetname” olarak adlandırılan süre belgesi; cezaevine giriş, mahsup, toplam ceza, koşullu salıverilme, denetimli serbestliğe ayrılma ve bihakkın tahliye tarihlerini gösteren infaz hesabıdır. Müddetname, değiştirilemez bir yargı kararı değildir. Suç tarihi, infaz oranı, tekerrür, mahsup veya ilam toplama işleminde hata varsa hesap düzeltilmelidir. Hükümlü ve müdafi, müddetnamenin dayandığı ilamları ve hesap kalemlerini denetlemelidir.

Birden Fazla Cezanın Toplanması

5275 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre bir kişi hakkında hükmolunan her ceza diğerinden bağımsızlığını korur ve ayrı ayrı infaz edilir. Bununla birlikte koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanabilmesi için birden fazla ceza infaz hâkimliğince toplanır. Toplama kararı yeni bir mahkûmiyet oluşturmaz; farklı ilamların koşullu salıverme hesabında birlikte değerlendirilmesini sağlar.

İlamların suç tarihleri ve infaz rejimleri farklıysa her cezanın tabi olduğu oran önce ayrı belirlenir. Genel oranlı bir ceza ile tekerrür, cinsel suç, uyuşturucu ticareti, örgüt veya terör rejimine tabi başka bir cezanın bulunması hâlinde tek bir oran bütün cezalara uygulanmaz. Toplama ve çözme kararları, yeni bir ilamın kesinleşmesi veya önceki ilamın ortadan kalkması hâlinde yeniden gündeme gelebilir.

Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumları

Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, kaçmaya karşı fiziki ve teknik engellerle donatılmış kurumlardır. Açık ceza infaz kurumlarında ise dış güvenlik personeli bulunmaz; hükümlünün çalışması, meslek edinmesi ve toplum yaşamına hazırlanması daha geniş bir hareket alanı içinde yürütülür. Açık kurum, cezanın sona erdiği veya hükümlünün tamamen serbest olduğu anlamına gelmez.

5275 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca; kanunda sayılan istisnalar dışında kasten işlenen suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar ile adli para cezası infaz sürecinde hapse çevrilenler ve İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar hakkında verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir. Uygulamanın ayrıntıları Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümlerine göre belirlenir.

Doğrudan açık kuruma alınmayan hükümlü, kapalı kurumda geçirdiği süre ve iyi hâl değerlendirmesi sonucunda açık kuruma ayrılabilir. Toplam on yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör, örgüt, kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından hükümlü olanların açık kuruma ayrılmalarına ilişkin İdare ve Gözlem Kurulu kararları, infaz hâkiminin onayından sonra uygulanır.

Gözlem, Sınıflandırma ve İyi Hâl Değerlendirmesi

Hükümlü kuruma kabul edildikten sonra kişisel, sosyal, sağlık ve güvenlik durumu değerlendirilir; uygun kurum, koğuş, eğitim, çalışma ve iyileştirme programları belirlenir. Gözlem ve sınıflandırma işlemlerinin ayrıntıları, Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik’te düzenlenmiştir. İlk gözlem süresi kural olarak altmış günü aşamaz.

5275 sayılı Kanun’un 89. maddesine göre iyi hâl değerlendirmesi en geç altı ayda bir yapılır. Değerlendirmede hükümlünün kurum düzeni ve güvenliği kurallarına uyumu, haklarını iyi niyetle kullanması, yükümlülüklerini yerine getirmesi, eğitim ve iyileştirme programlarına katılımı, yeniden suç işleme ve mağdura ya da başkasına zarar verme riskinin düşüklüğü dikkate alınır. Yalnızca disiplin cezası bulunmaması, tek başına olumlu iyi hâl kararı için yeterli olmayabilir; kararın bütün değerlendirme ölçütleri üzerinden gerekçelendirilmesi gerekir.

İyi hâl, koşullu salıverilmenin yanında açık kuruma ayrılma ve denetimli serbestlik açısından da temel şarttır. Bununla birlikte değerlendirme kurulu olumsuz kararını soyut ifadelerle kuramaz. Hangi tutum veya verinin hangi ölçüt bakımından olumsuz değerlendirildiği, hükümlünün yeniden değerlendirilme tarihi ve olumlu sonuca ulaşmak için yerine getirmesi beklenen hususlar kararda anlaşılabilir olmalıdır.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 8.1.2026 tarihli ve B. No: 2022/81860 sayılı kararında, infaz hâkimliğinin İdare ve Gözlem Kurulunun iyi hâl değerlendirmesini hukuka uygunluk yönünden denetleyebileceğini kabul etmiştir. Mahkeme, somut olayda denetimli serbestlik talebinin reddi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasını açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez saymıştır (R.G. 24.6.2026, S. 33290).

Kurum İçindeki Haklar ve Disiplin İşlemleri

Hükümlü olmak, temel hakların bütünüyle ortadan kalkması anlamına gelmez. Hükümlünün yaşam ve vücut bütünlüğü, insan onuru, sağlık hizmetine erişim, müdafi ile görüşme, haberleşme, ziyaret, dilekçe ve şikâyet hakkı, eğitim, çalışma ve dinî ihtiyaçlarını karşılama hakları kanuni sınırlar içinde korunur. Hakların sınırlandırılması kanuna, kurum güvenliği ve düzeni bakımından zorunlu bir nedene dayanmalı ve ölçülü olmalıdır.

Kurum düzenini ihlal eden fiiller 5275 sayılı Kanun’da disiplin cezalarına bağlanmıştır. Uyarma, kınama, bazı etkinliklerden alıkoyma, ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma, haberleşme veya ziyaret imkânlarını sınırlama ve hücreye koyma gibi yaptırımlar ancak kanuni şartlarıyla uygulanabilir. Savunma alınmadan disiplin cezası verilmemesi ve kararın gerekçeli olması gerekir.

Disiplin cezasının infaz edilmiş olması, sonuçlarının her durumda sona erdiği anlamına gelmez. Cezanın kaldırılması için kanundaki iyi hâl sürelerinin tamamlanması gerekebilir. Kaldırılmamış disiplin cezası açık kuruma ayrılma, izin, denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme değerlendirmesini geciktirebilir. Disiplin kararlarına karşı süresinde infaz hâkimliğine şikâyet yolu açıktır.

Koşullu Salıverilme

Koşullu salıverilme, hükümlünün cezasının kanunda öngörülen bölümünü ceza infaz kurumunda iyi hâlli geçirmesi üzerine kalan kısmı belirli yükümlülük ve denetim altında kurum dışında infaz etmesidir. Tahliye kararı verilse de ceza sona ermez; koşullu salıverilme süresi başarıyla tamamlandığında ceza infaz edilmiş sayılır.

5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinde başlıca koşullu salıverilme süreleri şöyledir:

Ceza veya infaz rejimiKurumda geçirilmesi gereken temel süre
Genel süreli hapis cezasıCezanın yarısı
Ağırlaştırılmış müebbet hapis30 yıl
Müebbet hapis24 yıl
TCK m.81-83, m.87/2-d, m.94-96, m.102 (ikinci fıkra hariç), m.104 (ikinci ve üçüncü fıkralar hariç), m.105, m.132-138 ve m.326-339 kapsamındaki süreli cezalar; çocuklar yönünden cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile TCK m.188; suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarKural olarak üçte iki
Yetişkinler bakımından TCK m. 102/2, m. 103, m. 104/2-3 ve m. 188 kapsamındaki süreli cezalarDörtte üç
Terör suçlarından süreli hapis cezalarıKural olarak dörtte üç
Birinci defa mükerrirlere özgü infaz rejimiKural olarak üçte iki; daha ağır özel oran saklıdır
İkinci defa mükerrirlere özgü infaz rejimi7550 sayılı Kanun’la değişik m.108/3 uyarınca süreli hapis cezalarında dörtte üç

Tablodaki oranlar tek başına tahliye tarihi vermez. Birden fazla suç, özel azami süreler, ağırlaştırılmış müebbetin örgütlü veya anayasal düzene karşı suçlarla bağlantısı, çocuk hükümlülere ilişkin farklılıklar, geçici maddeler, mahsup ve koşullu salıvermenin geri alınması hesabı değiştirebilir. Bazı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında koşullu salıverilme imkânı bulunmaz.

Koşullu salıverilme için süre şartına ek olarak iyi hâl gerekir. Kurum idaresinin hazırladığı gerekçeli rapor infaz hâkimliğine gönderilir; karar infaz hâkimi tarafından dosya üzerinden verilir. Hâkim gerekli görürse ek bilgi ve belge isteyebilir. Olumsuz karara karşı itiraz mümkündür.

Koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere infaz hâkiminin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır. Kasıtlı suç nedeniyle geri alma kararı, hükümlünün bu suçtan hapis cezasına mahkûm edilmesi üzerine görevli infaz hâkimliğince verilir. Geri alma hâlinde kurumda geçirilecek sürenin hesabı, yeni suç tarihi veya ihlalin niteliği ile m. 107’deki sınırlara göre yapılır.

Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanarak Cezanın İnfazı

Denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ile aynı kurum değildir. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi, açık ceza infaz kurumunda bulunan veya açık kuruma ayrılma şartlarını taşıyan iyi hâlli hükümlünün koşullu salıverilmesine kalan son bölümünün denetim ve yükümlülükler altında toplum içinde infazına imkân verir. Genel süre, koşullu salıverilme tarihine bir yıl veya daha az kalmasıdır.

Denetimli serbestlik için hükümlünün talebi, iyi hâli, açık kurum statüsü veya açık kuruma ayrılma hakkı ve infaz hâkiminin kararı gerekir. Hükümlünün iradesi dışında bir nedenle açık kuruma ayrılamaması hâlinde kanundaki şartlarla bu kurumdan yararlanması mümkündür. Adli para cezasından çevrilen hapis cezaları bakımından m. 105/A uygulanmaz.

Denetimli serbestlik kararıyla hükümlüye kamuya yararlı bir işte çalışma, belirli bir konut veya bölgede denetim altında bulunma, belirli yerlere gidememe ya da belirlenen programlara katılma yükümlülüklerinden biri veya birkaçı yüklenebilir. Tahliye edilen hükümlünün beş gün içinde belirlenen denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerekir. Bu sürede başvurulmaması, yükümlülüklere veya denetim planına uymamakta ısrar edilmesi ya da hükümlünün kuruma dönmek istemesi hâlinde infaz hâkimi açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verir.

7550 Sayılı Kanunla Getirilen Asgari Kurumda Kalma Şartı

7550 sayılı Kanun ile m. 105/A’ya eklenen kurala göre hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini kurumda geçirmesi ve bu sürenin beş günden az olmaması gerekir. Bu hüküm, özellikle kısa süreli hapis cezalarında denetimli serbestliğe doğrudan ayrılma ihtimalini sınırlar.

5275 sayılı Kanun’a eklenen geçici 11. madde gereğince bu yeni şart, 4 Haziran 2025 tarihinden önce işlenen suçlara uygulanmaz. Dolayısıyla hükmün kesinleştiği veya infaza verildiği tarih değil, suç tarihi belirleyicidir. Birden fazla ilam varsa her ilamın suç tarihi ve tabi olduğu rejim ayrı incelenmelidir.

Kadınlar, Çocuk Sahibi Hükümlüler, Yaşlılar ve Ağır Hastalar

Kanun, bazı hükümlüler için genel bir yıllık süreden daha geniş denetimli serbestlik süreleri tanır. Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler koşullu salıverilmelerine iki yıl; ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatlarını yalnız sürdüremeyenler ise Adli Tıp Kurumu veya onaylı sağlık kurulu raporuna dayanılarak üç yıl kala denetimli serbestlikten yararlanabilir. Bu hâllerde de iyi hâl, talep ve infaz hâkimliği kararı aranır.

Ayrıca 30 Mart 2020 ve öncesinde işlenen bazı suçlar bakımından 5275 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi daha uzun denetimli serbestlik süreleri öngörür. Ancak kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu ticareti, terör ve kanunda sayılan diğer istisna suçlar kapsam dışındadır. Geçici düzenlemelerin uygulanmasında suç tarihi kadar suçun hükümde kabul edilen hukuki niteliği de belirleyicidir.

31 Temmuz 2023 ve Öncesinde İşlenen Suçlara İlişkin 2025 Düzenlemesi

7571 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesine eklenen altıncı fıkra, 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen bazı suçlar bakımından kapalı kurumdan açık kuruma ve açık kurumdan denetimli serbestliğe daha erken ayrılma imkânı getirmiştir. Düzenleme bir af değildir; mahkûmiyet ve ceza varlığını korur, yalnızca kalan cezanın infaz biçimini değiştirir.

Kapsama giren hükümlülerden toplam hapis cezası on yıldan az olanlar kapalı kurumda en az bir ayı, on yıl veya daha fazla olanlar ise en az üç ayı iyi hâlli geçirmek ve açık kuruma ayrılmalarına üç yıl veya daha az süre kalmak şartıyla açık kuruma ayrılabilir. Açık kurumda bulunanlar ile bu yolla açık kuruma ayrılanlar, açık kurumda en az üç ay kalmaları ve diğer şartları taşımaları hâlinde, talepleri üzerine denetimli serbestliğe üç yıl daha erken ayrılabilir.

Bu imkân; TCK m. 82/1-d, e ve f bentlerindeki nitelikli kasten öldürme suçları, deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçları, TCK m. 102, m. 103 ve m. 104/2-3 kapsamındaki cinsel suçlar, TCK İkinci Kitap Dördüncü Kısım’ın Devletin güvenliğine, anayasal düzene, millî savunmaya ve devlet sırları ile casusluğa ilişkin dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci bölüm suçları, terör suçları ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar hakkında uygulanmaz. Kapsam değerlendirmesinde yalnızca mahkeme kararındaki suç adı değil, sevk ve uygulama maddeleri de incelenmelidir.

Tekerrür ve İkinci Defa Mükerrirler

TCK m. 58’e göre tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki mahkûmiyet hükmünün, yeni suç işlenmeden önce kesinleşmiş olması gerekir; önceki cezanın tamamen infaz edilmiş olması şart değildir. Tekerrür belirli süre sınırlarına tabidir ve kasıtlı suçlarla taksirli suçlar veya sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında kanunda belirtilen sınırlamalar bulunur.

Tekerrür, cezanın temel süresinden çok infaz oranını ve infaz sonrası denetimi etkiler. Birinci defa mükerrirler bakımından süreli hapis cezalarında kural olarak üçte iki oranı uygulanır; suç için daha ağır bir koşullu salıverilme oranı varsa o oran korunur. Tekerrür kararı hüküm fıkrasında gösterilmelidir; infaz makamı kendiliğinden tekerrür kararı kuramaz.

7550 sayılı Kanun’dan önce ikinci defa mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi olanlar koşullu salıverilmeden yararlanamıyordu. Değişiklikle süreli hapis cezasına mahkûm ikinci defa mükerrirler için dörtte üç oranında koşullu salıverilme imkânı getirildi. Bu değişiklik “cezanın dörtte biri yatılır” anlamına gelmez; kurumda geçirilmesi gereken temel oran dörtte üçtür ve iyi hâl şartı devam eder.

Özel İnfaz Usulleri

5275 sayılı Kanun’un 110. maddesi, kısa süreli veya kişisel durumun özellik gösterdiği bazı hapis cezalarının hafta sonu, geceleyin ya da konutta çektirilmesine imkân tanır. Bu usuller mahkûmiyet hükmünü kaldırmaz; cezanın ceza infaz kurumu dışındaki veya süreklilik göstermeyen bir düzende yerine getirilmesini sağlar. Karar infaz hâkimliğince verilir.

7550 sayılı Kanun sonrasında kasten işlenen suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezası, taksirle işlenen suçlardan ise taksirle öldürme hariç toplam beş yıl veya daha az hapis cezası hafta sonları ya da geceleyin infaz edilebilir. Kadınlar, çocuk hükümlüler ve altmış beş yaşını bitirenler için toplam üç yıl; yetmiş yaşını bitirenler için dört yıl; yetmiş beş yaşını bitirenler için beş yıl; seksen yaşını bitirenler için altı yıl veya daha az hapis cezasının konutta infazına karar verilebilir.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası dışında, ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız sürdüremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmadığı değerlendirilen hükümlü için ceza süresi sınırı aranmaksızın konutta infaz kararı verilebilir. Hapis cezası on yıldan fazlaysa elektronik cihazla takip zorunludur. Sağlık şartı, kanunda belirtilen rapor usulüyle tespit edilir.

Doğum yapan kadın hükümlüler bakımından doğumdan itibaren altı ay geçtikten sonra on sekiz aya kadar olan dönemde toplam beş yıl veya daha az hapis cezasının konutta infazına karar verilebilir. Terör, örgüt faaliyeti, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, adli para cezasından çevrilen hapis ve kanunda sayılan bazı geri alma veya iade hâlleri özel infaz usullerinin önemli bir bölümü bakımından kapsam dışındadır.

Özel infaz usulüne tabi hükümlülerin koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanmasına 7550 sayılı Kanun ile açıkça imkân tanınmıştır. Bununla birlikte süre, iyi hâl ve ilgili infaz usulüne özgü yükümlülükler birlikte değerlendirilir. Özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde uygulamaya son verilir ve cezanın infazına genel hükümlere göre ceza infaz kurumunda devam edilir.

İnfaz Hâkimliğine Şikâyet ve İtiraz

İnfaz hâkimliği; hükümlü ve tutukluların kuruma kabulü, yerleştirilmesi, barındırılması, ısıtılması, beslenmesi, sağlık hizmetleri, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılması, disiplin işlemleri, sevk ve nakli, açık kuruma ayrılması, iyi hâl, denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ve infaz hesabına ilişkin kanunda gösterilen uyuşmazlıkları inceler.

4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 5. maddesine göre ceza infaz kurumu veya infaz makamının işlemine karşı şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün ve her hâlde işlem tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. Şikâyet yoluna, kendisiyle ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ile eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanuni temsilcisi ve ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir.

Şikâyet, kararın veya işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. İnfaz hâkimi, giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde işlemin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir. İnceleme sonunda başvuruyu reddedebilir; işlemi hukuka aykırı bularak iptal edebilir ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine hükmedebilir.

İnfaz hâkiminin kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtiraz, yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesince incelenir. Buradaki iki haftalık itiraz süresi ile kurumsal işleme karşı on beş ve otuz günlük şikâyet süreleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Müddetname veya ceza hesabına itirazda hangi ilamın, hangi suç tarihinin, hangi oranın veya hangi mahsup süresinin hatalı olduğu somut biçimde gösterilmelidir. Sadece beklenen tahliye tarihinin yazılması yeterli değildir. Kesinleşme şerhleri, ilamlar, toplama kararları, tutukluluk ve tahliye müzekkereleri, önceki müddetnameler ile iyi hâl kararları başvuruya eklenmelidir.

Tahliye Türleri ve İnfazın Tamamlanması

İnfaz uygulamasında “tahliye” kelimesi farklı hukuki durumlar için kullanılmaktadır. Denetimli serbestliğe ayrılma, koşullu salıverilme ve bihakkın tahliye aynı sonucu doğurmaz. Hükümlünün ceza infaz kurumundan çıkması, cezanın tamamen sona erdiği anlamına gelmez.

Denetimli serbestlikte cezanın belirli bölümü toplum içinde, denetim ve yükümlülükler altında infaz edilir. Koşullu salıverilen hükümlü, 5275 sayılı Kanun m.107 uyarınca belirlenen denetim süresine tabidir. Süreli hapis cezalarında bu süre bihakkın tahliye tarihini geçemez. Bu sürenin yükümlülüklere uygun geçirilmesi hâlinde ceza infaz edilmiş sayılır. Bihakkın tahliye ise hapis cezasının infaz hesabı bakımından tamamen sona erdiği tarihtir.

Tahliye öncesinde başka bir kesinleşmiş ceza, tutuklama kararı, yakalama emri, koşullu salıvermenin geri alınması kararı veya infazı gereken disiplin ve tazyik hapsi bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Bir ilam yönünden tahliye şartının gerçekleşmesi, başka bir dosyadan özgürlüğün kısıtlanmasına engel değildir.

Hapis cezasının sona ermesi adli sicil kaydının aynı tarihte silineceği anlamına gelmez. Adli sicil ve arşiv kayıtları 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’ndaki ayrı şartlara tabidir. TCK m. 53 kapsamındaki bazı hak yoksunluklarının sona ermesi veya sürmesi de hükmün niteliği, infaz biçimi ve kanundaki özel düzenlemelere göre ayrıca incelenmelidir.

İnfaz Hesabında Kontrol Edilmesi Gereken Temel Veriler

Sağlıklı bir infaz hesabı için en azından kesinleşmiş ilamın tam örneği, suç ve hüküm tarihi, uygulanan kanun maddeleri, ceza türü ve süresi, tekerrür hükmü, tutukluluk ve diğer mahsup süreleri, başka kesinleşmiş ilamlar, toplama kararı, önceki koşullu salıverilme veya geri alma kararları, kurum statüsü, disiplin ve iyi hâl durumu birlikte incelenmelidir.

İnternet üzerindeki genel “yatar hesaplama” araçları bu verilerin tümünü değerlendirmediğinde hatalı sonuç verebilir. Özellikle geçici maddeler, birden fazla suç tarihi, ikinci defa tekerrür, örgüt veya terör suçu, cinsel suç, uyuşturucu ticareti, adli para cezasından çevirme ve koşullu salıvermenin geri alınması bulunan dosyalarda yalnızca ceza süresine göre yapılan hesap güvenilir değildir.

İnfaz hukuku bakımından doğru yöntem, önce her ilamın tabi olduğu rejimi belirlemek, ardından mahsup ve toplama işlemini denetlemek, koşullu salıverilme tarihini hesaplamak, denetimli serbestlik ve özel geçiş hükümlerini bu tarihe uygulamak ve son olarak iyi hâl ile kurum statüsünü değerlendirmektir.

Sonuç

İnfaz hukuku, mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra başlayan basit bir tarih hesabı değildir. Kesinleşme, infaza verme, çağrı veya yakalama, erteleme, mahsup, müddetname, ilamların toplanması, kurum türü, iyi hâl, açık kuruma ayrılma, denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ve bihakkın tahliye birbirini etkileyen ayrı hukuki işlemlerdir.

Özellikle 7550 ve 7571 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler, suç tarihinin ve geçici maddelerin önemini daha da artırmıştır. Aynı süreli cezalar; suç tipi, tekerrür, suç tarihi, kurumda geçirilmesi gereken asgari süre ve istisna hükümleri nedeniyle farklı tarihlerde tahliye sonucu doğurabilir. Bu nedenle hesap, yalnızca hükmedilen ceza miktarı üzerinden değil, kesinleşmiş ilamların ve infaz evrakının tamamı üzerinden yapılmalıdır.

Müddetname, iyi hâl kararı, açık kuruma ayrılmama, denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme işlemi hukuka aykırıysa kanunda kısa başvuru süreleri öngörülmüştür. Hak kaybı yaşamamak için işlem tarihi, tebliğ veya öğrenme tarihi ve başvurunun infazı durdurup durdurmadığı birlikte değerlendirilmelidir.


Sıkça Sorulan Sorular

Kesinleşen hapis cezası ne zaman infaza verilir?

Olağan kanun yolu süreci tamamlanıp hükme kesinleşme şerhi verildikten sonra ilam, mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Savcılık cezanın süresi ve türüne göre çağrı kâğıdı veya yakalama emri düzenleyerek infaz işlemlerini başlatır.

Çağrı kâğıdı geldikten sonra teslim süresi kaç gündür?

5275 sayılı Kanun m. 19 uyarınca çağrı kâğıdının tebliğinden itibaren on gün içinde başvurulması gerekir. Erteleme başvurusu yapılması süreyi kendiliğinden durdurmaz; kabul kararı bulunmadıkça teslim yükümlülüğü devam eder.

Hapis cezasının ne kadarının cezaevinde geçirileceği nasıl hesaplanır?

Önce suçun tabi olduğu koşullu salıverilme oranı belirlenir; ardından tutukluluk ve diğer mahsup süreleri düşülür, birden fazla ilam varsa toplama kararı değerlendirilir. Denetimli serbestlik, açık kurum, tekerrür, suç tarihi, geçici maddeler ve iyi hâl koşulları ayrıca uygulanır. Bu nedenle yalnızca ceza süresinden hareketle kesin sonuç verilemez.

Denetimli serbestlik ile koşullu salıverilme aynı mıdır?

Denetimli serbestlik, koşullu salıverilme tarihinden önce cezanın belirli bölümünün toplum içinde infaz edilmesidir. Koşullu salıverilme ise kurumda geçirilmesi gereken sürenin iyi hâlli tamamlanmasından sonra başlar. Koşullu salıverilen hükümlü m.107 uyarınca belirlenen denetim süresine tabi olur; süreli hapis cezalarında bu süre bihakkın tahliye tarihini geçemez.

İnfazın ertelenmesi için başvurmak cezanın infazını durdurur mu?

Hayır. Erteleme, geri bırakma, infaz hesabına itiraz veya yargılamanın yenilenmesi başvurusu kural olarak tek başına durdurucu sonuç doğurmaz. Yetkili savcılık, mahkeme veya infaz hâkimliğinin ayrıca erteleme ya da durdurma kararı vermesi gerekir.

Müddetname hatalıysa hangi yola başvurulur?

Önce hatanın kaynağı belirlenmelidir. Hükmün yorumlanması veya sonraki lehe kanunun uygulanması hükmü veren mahkemenin; cezanın kısmen veya tamamen infaz edilip edilmediği ve süre hesabı konusundaki uyuşmazlıklar kural olarak infaz hâkimliğinin görevindedir. Başvuruda ilam, kesinleşme şerhi, mahsup belgeleri, toplama kararı ve müddetname sunulmalıdır.

İnfaz dosyanızdaki müddetname, mahsup, tekerrür, açık kuruma ayrılma, denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme hesabının somut ilamlar üzerinden değerlendirilmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir