Ticari ilişkilerde mal satışı, hizmet ifası veya iş görme sonucunda en sık karşılaşılan belgelerden biri faturadır. Fatura, günlük ticari hayatta çoğu zaman “borcun belgesi” olarak görülse de hukuken bu değerlendirme her durumda doğru değildir. Fatura, kural olarak taraflar arasındaki ticari ilişkinin ifa aşamasına ilişkin bir belgedir. Bu nedenle fatura alacağının tahsili sürecinde yalnızca faturanın varlığı değil, faturanın dayandığı sözleşme ilişkisi, malın teslimi veya hizmetin yerine getirilmesi, borcun muaccel hale gelip gelmediği ve borçlunun faturaya itiraz edip etmediği birlikte değerlendirilmelidir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi faturaya ilişkin temel düzenlemeyi içermektedir. Buna göre ticari işletmesi kapsamında mal satan, üreten, iş gören veya menfaat sağlayan tacirden diğer taraf kendisine fatura verilmesini isteyebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise faturayı alan kişinin, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmemesi halinde bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmemesi, faturada yazılı her şeyin tartışmasız hale geldiği anlamına gelmez. Bu karine, kural olarak faturanın olağan içeriği bakımından sonuç doğurur. Faturada yer alan malın türü, miktarı, bedeli, birim fiyatı gibi faturaya yazılması olağan unsurlar bakımından alacaklı lehine önemli bir delil etkisi ortaya çıkar. Buna karşılık fatura tek başına taraflar arasında geçerli bir sözleşme kurulduğunu veya malın teslim edildiğini kesin biçimde ispatlamaz.
- Faturanın Hukuki Niteliği
- Faturaya İtiraz Edilmemesinin Sonuçları
- Fatura Alacağında İspat Yükü
- Ticari Defterlerin Önemi
- Fatura Alacağında Ön Hazırlık
- İlamsız İcra Takibi ile Fatura Alacağının Tahsili
- İtirazın İptali Davası
- İtirazın Kaldırılması Yolu
- Fatura Alacağında İhtiyati Haciz
- Fatura Alacağında Görevli ve Yetkili Mahkeme
- E-Fatura ve E-Arşiv Faturada Tahsil Süreci
- Cari Hesap ve Fatura Alacağı
- Fatura Alacağında Zamanaşımı
- Borçlunun Fatura Alacağına Karşı Savunmaları
- Sonuç
- Sık Sorulan Sorular
Faturanın Hukuki Niteliği
Fatura, satılan mal veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı gösteren ticari bir belgedir. Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere düzenlenen ticari vesika olarak tanımlanmıştır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere fatura, ticari işlemin muhasebe ve ispat yönünden belgelenmesini sağlar. Ancak fatura, kural olarak sözleşmenin kuruluş belgesi değildir. Taraflar arasında önceden kurulmuş veya en azından ispatlanabilir bir hukuki ilişki bulunmalıdır. Bu ilişki satış sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, eser sözleşmesi, bayilik ilişkisi, tedarik ilişkisi veya sürekli ticari ilişki şeklinde olabilir.
Örneğin bir şirket; başka bir şirkete ürün satmış ve ürünleri teslim etmişse, bu satışa ilişkin düzenlenen fatura alacağın tahsilinde önemli bir delildir. Ancak hiçbir ticari ilişki bulunmayan bir kişiye tek taraflı fatura düzenlenmesi, tek başına borç doğurmaz. Bu nedenle fatura alacağına dayalı takip veya dava sürecinde, faturanın dayandığı temel hukuki ilişki ve malın teslimi ya da hizmetin ifası ayrıca ispatlanmalıdır.
Faturaya İtiraz Edilmemesinin Sonuçları
TTK m. 21/2 uyarınca faturayı alan kişi, faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmezse, bu içeriği kabul etmiş sayılır. Bu düzenleme özellikle tacirler arasındaki ticari ilişkilerde önem taşır.
Faturaya itiraz edilmemesi halinde faturanın içeriği bakımından alacaklı lehine bir karine doğar. Borçlu, daha sonra faturadaki bedelin, miktarın veya faturaya konu mal/hizmet açıklamasının doğru olmadığını ileri sürerse, bu iddiasını ispatlamak zorunda kalabilir. Özellikle faturanın borçlunun ticari defterlerine işlenmiş olması, ödeme yapılmış olması, kısmi ödeme bulunması, cari hesap ilişkisi veya daha önceki ticari ilişkinin varlığı alacaklının ispat pozisyonunu güçlendirir.
Buna rağmen itiraz edilmeyen fatura, tek başına malın teslim edildiğini veya hizmetin yapıldığını her durumda kesin olarak göstermez. Uyuşmazlık halinde alacaklı, faturanın dayandığı temel ilişkiyi ve kendi edimini yerine getirdiğini ispatlamak zorundadır. Bu ispat; sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, taşıma belgesi, e-posta yazışmaları, sipariş formu, sözleşme, cari hesap ekstresi, ticari defter kayıtları, ödeme dekontları, mutabakat yazıları ve benzeri belgelerle yapılabilir.
Fatura Alacağında İspat Yükü
Fatura alacağının tahsilinde en kritik noktalardan biri ispat yüküdür. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca, kural olarak herkes hakkını dayandırdığı vakıaları ispatla yükümlüdür.
Bu nedenle fatura alacağına dayanan alacaklı, şu hususları ispatlamaya hazır olmalıdır:
- Taraflar arasında geçerli bir ticari ilişki bulunduğunu,
- Faturanın bu ilişkiye dayanılarak düzenlendiğini,
- Malın teslim edildiğini veya hizmetin yerine getirildiğini,
- Alacağın muaccel olduğunu,
- Borçlunun ödeme yapmadığını veya eksik ödeme yaptığını.
Faturaya itiraz edilmemiş olması alacaklı lehine önemli bir durumdur; fakat tek başına bütün ispat yükünü ortadan kaldırmaz. Özellikle borçlu “bu mal bana teslim edilmedi”, “hizmet yapılmadı”, “böyle bir sözleşme yok” veya “bedel farklı kararlaştırıldı” şeklinde savunma yaparsa, mahkeme yalnızca faturaya bakarak karar vermeyebilir. Bu nedenle fatura alacağı dosyalarında belge düzeni, çoğu zaman alacağın ispatı bakımından belirleyici hale gelir. Alacaklının; sözleşme, teslim belgesi, sevk irsaliyesi, yazışma, cari hesap ekstresi ve ödeme kayıtları gibi delilleri birlikte sunması tahsil sürecini güçlendirir.
Ticari Defterlerin Önemi
Tacirler bakımından ticari defterler ayrı bir önem taşır. TTK m. 64 uyarınca her tacir ticari defter tutmakla yükümlüdür. HMK m. 222 ise ticari defterlerin delil olarak kullanılmasına ilişkin düzenlemeler içerir.
Fatura alacağına ilişkin uyuşmazlıklarda tarafların ticari defterleri incelenebilir. Faturanın hem alacaklının hem de borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı olması, alacak iddiasını güçlendirir. Borçlunun faturayı ticari defterlerine işlemiş olması, özellikle faturaya süresinde itiraz edilmemişse alacaklı lehine güçlü bir delil oluşturur.
Buna karşılık faturanın yalnızca alacaklının kendi defterlerinde kayıtlı olması, her durumda alacağın varlığını tek başına ispatlamaz. Çünkü kişi kendi lehine tek taraflı kayıt oluşturabilir. Bu nedenle ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış onayları, kayıtların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediği ayrıca incelenir.
Fatura Alacağında Ön Hazırlık
Fatura alacağının tahsili için doğrudan icra takibine geçmeden önce dosyanın delil yönünden kontrol edilmesi gerekir. Bu aşamada yalnızca faturanın varlığına güvenmek çoğu zaman risklidir.
Öncelikle faturanın borçluya tebliğ edilip edilmediği belirlenmelidir. E-fatura ve e-arşiv fatura sistemlerinde gönderim ve teslim kayıtları önem taşır. Fiziki faturada ise kargo teslim kaydı, imzalı teslim belgesi veya karşı tarafın faturayı aldığını gösteren diğer belgeler dikkate alınır.
Ardından faturaya süresinde itiraz edilip edilmediği incelenmelidir. Borçlu sekiz gün içinde faturaya açıkça itiraz etmişse, alacaklı faturanın içeriğini ve temel ilişkiyi daha güçlü delillerle ispatlamalıdır. Borçlu hiç itiraz etmemişse, bu durum alacaklı lehine kullanılabilir.
Ayrıca ihtarname gönderilip gönderilmeyeceği değerlendirilmelidir. TTK m. 18/3 uyarınca tacirler arasında temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarlar noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza ile kayıtlı elektronik posta yoluyla yapılır. Fatura üzerinde açık bir vade varsa borç, vadenin gelmesiyle muaccel hale gelir. Açık bir vade yoksa, TBK m. 117 kapsamında borçlunun temerrüdü için ihtar gerekebilir. Ticari işlerde faiz bakımından TTK m. 8, m. 9 ve m. 10 hükümleri de ayrıca dikkate alınmalıdır.
İlamsız İcra Takibi ile Fatura Alacağının Tahsili
Fatura alacaklarında en sık başvurulan yol genel haciz yoluyla ilamsız icra takibidir. Bu takip yolunda alacaklı, icra müdürlüğüne takip talebi sunar ve borçluya ödeme emri gönderilir. Fatura, cari hesap ekstresi, sözleşme, teslim belgeleri ve diğer dayanak evraklar takip dosyasına eklenebilir.
Borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borca, faize, yetkiye veya diğer takip unsurlarına itiraz edebilir. Borçlu süresinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve alacaklı haciz aşamasına geçebilir.
Bu konu, daha önce yayımlanan “İcra Takibine İtiraz” ve “Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile Takip (Örnek No -10)” yazılarıyla bağlantılıdır. Fatura alacağı çoğu zaman genel haciz yoluyla takip edilir; ancak alacak kambiyo senedine dayanıyorsa süreç farklılaşır. Bu nedenle senede bağlı alacaklarda ayrıca “Senette Bulunması Gereken Unsurlar” başlıklı yazıya bakılması uygun olur.
Fatura alacağına dayalı ilamsız takipte borçlunun itirazı, takibi durdurur. Bu durumda alacaklının önünde temel olarak iki yol bulunur: itirazın iptali davası veya şartları varsa itirazın kaldırılması yolu.
İtirazın İptali Davası
Borçlu ödeme emrine süresinde itiraz ederse takip durur. Alacaklı, İİK m. 67 uyarınca itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir. Bu dava sonucunda mahkeme alacağın varlığına karar verirse, borçlunun itirazı iptal edilir ve takip kaldığı yerden devam eder.
İtirazın iptali davası, fatura alacaklarında oldukça yaygın bir yoldur. Çünkü fatura çoğu zaman İİK m. 68 anlamında itirazın kesin kaldırılmasına elverişli belge niteliğinde kabul edilmez. Fatura tek taraflı düzenlenen bir belge olduğundan, borç ikrarı içeren imzalı bir senet gibi değerlendirilmez. Bu nedenle uygulamada birçok fatura alacağı uyuşmazlığı itirazın iptali davası yoluyla çözülür.
Dava sonunda alacak likit ise ve borçlunun itirazının haksız olduğu tespit edilirse, borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. İİK m. 67 uyarınca bu tazminat, hükmolunan miktarın yüzde yirmisinden az olamaz. Ancak bunun için alacağın belirlenebilir olması ve borçlunun itirazının haksız bulunması gerekir.
Ticari nitelikteki fatura alacaklarında, dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğu da unutulmamalıdır. TTK m. 5/A uyarınca konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir.
İtirazın Kaldırılması Yolu
İİK m. 68 uyarınca alacaklı, imzası ikrar edilen veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede ya da resmi dairelerin veya yetkili makamların usulüne uygun verdikleri belgeye dayanıyorsa icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir.
Fatura, kural olarak tek taraflı düzenlenen bir belge olduğundan tek başına İİK m. 68 kapsamında itirazın kesin kaldırılmasına elverişli belge olarak kabul edilmez. Ancak faturanın yanında borçlu tarafından imzalanmış cari hesap mutabakatı, borç ikrarı, ödeme taahhüdü, teslim tutanağı veya benzeri belgeler varsa itirazın kaldırılması ihtimali ayrıca değerlendirilebilir.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü itirazın kaldırılması daha dar kapsamlı ve belgeye bağlı bir yoldur; itirazın iptali ise genel mahkemede görülen ve daha geniş delil incelemesine imkân tanıyan bir davadır. Fatura alacağı dosyalarında yanlış yolun seçilmesi, tahsil sürecinin uzamasına, masraf artışına ve usulî risklerin doğmasına neden olabilir. Bu nedenle takip veya dava yoluna başvurulmadan önce faturanın yanında hangi belgelerin bulunduğu, borçlunun itiraz içeriği ve alacağın hangi delillerle ispatlanabileceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Fatura Alacağında İhtiyati Haciz
Fatura alacağının tahsilinde bazı durumlarda ihtiyati haciz talep edilmesi gündeme gelir. İhtiyati haciz, alacaklının alacağını güvence altına almak amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasını sağlayan hukuki korumadır.
İİK m. 257 uyarınca rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borçları için ihtiyati haciz istenebilir. Vadesi gelmemiş borçlar bakımından ise borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemesi, kaçırması, kendisinin kaçmaya hazırlanması ya da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gibi kanunda öngörülen hallerin varlığı gerekir.
Faturaya dayalı ihtiyati haciz taleplerinde mahkeme alacağın varlığını tam ispat düzeyinde değil, yaklaşık ispat düzeyinde değerlendirir. Ancak bu, her faturaya dayanılarak ihtiyati haciz kararı alınacağı anlamına gelmez. Faturanın yanında sözleşme, teslim belgesi, sevk irsaliyesi, mutabakat, ticari defter kayıtları, ödeme geçmişi, yazışmalar ve borçlunun borcu kabul ettiğini gösteren belgeler varsa ihtiyati haciz talebinin kabul ihtimali artar.
İhtiyati haciz talep eden alacaklıdan kural olarak teminat alınır. Daha sonra alacağın gerçek olmadığı, ödendiği veya ihtiyati haczin haksız olduğu ortaya çıkarsa alacaklı, borçlunun ve üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan sorumlu olabilir. Bu nedenle ihtiyati haciz, yalnızca baskı aracı olarak kullanılmamalıdır. Aksi halde alacaklı, tahsilat yapmaya çalışırken tazminat sorumluluğuyla karşılaşabilir.
Fatura Alacağında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Fatura alacağının ticari işten kaynaklanması halinde görevli mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir. TTK m. 4 ticari davaları, TTK m. 5 ise asliye ticaret mahkemesinin görevini düzenler. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir fatura alacağı uyuşmazlığında asliye ticaret mahkemesi görevli olur.
Yetki bakımından ise HMK m. 6 uyarınca genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden doğan davalarda HMK m. 10 gereğince sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında HMK m. 17 ve m. 18 şartlarına uygun şekilde yetki sözleşmesi yapılmışsa, bu yetki kaydı ayrıca dikkate alınır.
Tüketici işlemlerinden kaynaklanan faturalar bakımından ise değerlendirme değişir. Bir tarafın tüketici olduğu uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri, tüketici mahkemesinin görevi ve tüketici lehine koruyucu düzenlemeler ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle her fatura alacağı ticari dava sayılmaz.
E-Fatura ve E-Arşiv Faturada Tahsil Süreci
E-fatura ve e-arşiv fatura, klasik kağıt faturanın elektronik ortamda düzenlenen şeklidir. Faturanın elektronik ortamda düzenlenmiş olması, onun hukuki niteliğini tamamen değiştirmez. Yine temel ilişki, teslim veya hizmet ifası ve alacağın muacceliyeti değerlendirilir.
E-fatura sisteminde gönderim ve kayıt bilgileri, faturanın alıcıya ulaşıp ulaşmadığı ve faturaya itiraz sürecinin belirlenmesi bakımından önemlidir. Ancak elektronik fatura da tek başına borcun kesin olarak doğduğunu göstermez. Elektronik sistemde oluşturulan faturanın yanında teslim, hizmet ifası, sipariş, sözleşme ve mutabakat kayıtları da dosyada bulunmalıdır.
Özellikle şirketler arası ticari ilişkilerde e-posta yazışmaları, KEP kayıtları, sipariş onayları, sistem ekran görüntüleri, kargo teslim kayıtları ve cari hesap mutabakatları alacağın ispatında önemli rol oynar. Faturanın elektronik ortamda düzenlenmiş olması, temel ilişki ve ifa olgusunun ayrıca ispatlanması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle e-fatura veya e-arşiv faturaya dayalı alacaklarda da faturayı destekleyen diğer ticari kayıtların dosyada bulunması önem taşır.
Cari Hesap ve Fatura Alacağı
Fatura alacakları çoğu zaman tek bir faturadan değil, taraflar arasındaki sürekli ticari ilişkiden doğar. Bu durumda cari hesap ekstresi, tarafların ticari defterleri ve dönemsel mutabakatlar önem kazanır.
Cari hesap mutabakatı borçlu tarafından imzalanmışsa, alacaklının elindeki delil gücü ciddi şekilde artar. Borçlu, mutabakat metniyle belirli bir borç bakiyesini kabul etmişse, artık uyuşmazlık yalnızca tek tek faturalardan ibaret olmaktan çıkar. Bu durumda borç ikrarı niteliğinde değerlendirilebilecek belgeler de gündeme gelebilir.
Ancak yalnızca alacaklının kendi hazırladığı cari hesap ekstresi, borçlunun açık kabulü yoksa tek başına kesin delil olarak görülmez. Bu nedenle ticari ilişkilerde dönemsel mutabakat alınması, tahsil süreci başlamadan önce dosyayı güçlendiren en pratik yöntemlerden biridir.
Fatura Alacağında Zamanaşımı
Fatura alacağında zamanaşımı, alacağın dayandığı temel hukuki ilişkiye göre belirlenir. Her fatura alacağı için tek ve değişmez bir zamanaşımı süresi bulunduğunu söylemek doğru değildir.
Satış sözleşmesinden, hizmet sözleşmesinden, eser sözleşmesinden, taşıma ilişkisinden veya ticari nitelikteki başka bir sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda uygulanacak zamanaşımı süresi farklı olabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun genel zamanaşımı hükümleri, özel sözleşme tiplerine ilişkin hükümler ve Türk Ticaret Kanunu’ndaki özel düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle fatura alacağı dosyasında yalnızca fatura tarihine bakmak yeterli değildir. Alacağın hangi sözleşmeden kaynaklandığı, vade tarihi, kısmi ödeme yapılıp yapılmadığı, borç ikrarı bulunup bulunmadığı, icra takibi veya dava ile zamanaşımının kesilip kesilmediği ayrıca incelenmelidir.
Borçlunun Fatura Alacağına Karşı Savunmaları
Borçlu, fatura alacağına karşı farklı savunmalar ileri sürebilir. En sık görülen savunmalar; malın teslim edilmediği, hizmetin yapılmadığı, faturaya konu bedelin hatalı olduğu, borcun ödendiği, faturanın iade edildiği, ayıp veya eksik ifa bulunduğu, takas hakkının kullanıldığı veya taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığı yönündedir.
Bu savunmaların her biri farklı delil değerlendirmesi gerektirir. Örneğin borçlu ödeme yaptığını ileri sürüyorsa ödeme dekontu veya makbuz sunmalıdır. Malın ayıplı olduğunu iddia ediyorsa süresinde ayıp ihbarı yapıp yapmadığı incelenir. Hizmetin hiç yapılmadığını savunuyorsa, alacaklının hizmet ifasını gösteren belgeleri ortaya koyması gerekir.
Bu nedenle fatura alacağı dosyasında hem alacaklının hem borçlunun belge düzeni belirleyici hale gelir. Uygulamada birçok uyuşmazlık, alacağın gerçekten var olup olmamasından çok, tarafların bunu ispatlayıp ispatlayamamasından kaynaklanır.
Sonuç
Fatura alacağının tahsili, yalnızca faturanın icraya konulmasından ibaret değildir. Faturanın dayandığı temel ilişki, teslim veya hizmet ifası, faturaya itiraz edilip edilmediği, ticari defter kayıtları, cari hesap mutabakatı, temerrüt ve faiz koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Faturaya süresinde itiraz edilmemesi alacaklı lehine önemli bir hukuki sonuç doğurur; ancak fatura tek başına her durumda sözleşmenin kurulduğunu veya edimin yerine getirildiğini kesin olarak ispatlamaz. Bu nedenle fatura alacaklarında doğru takip yolunun seçilmesi, arabuluculuk şartının yerine getirilmesi, delillerin eksiksiz toplanması ve gerektiğinde ihtiyati haciz imkanının değerlendirilmesi tahsil sürecinin başarısını doğrudan etkiler.
Sık Sorulan Sorular
Faturaya itiraz süresi kaç gündür?
TTK m. 21/2 uyarınca faturayı alan kişi, faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmelidir. Süresinde itiraz edilmezse, faturanın olağan içeriği kabul edilmiş sayılır.
İtiraz edilmeyen fatura borcu kesin olarak ispatlar mı?
Hayır. İtiraz edilmeyen fatura alacaklı lehine önemli bir delil etkisi doğurur; ancak tek başına sözleşmenin varlığını, malın teslim edildiğini veya hizmetin yapıldığını her durumda kesin olarak ispatlamaz. Uyuşmazlık halinde temel ilişki ve ifa ayrıca ispatlanmalıdır.
Fatura alacağı için doğrudan icra takibi yapılabilir mi?
Evet. Fatura alacağı için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapılabilir. Borçlu ödeme emrine süresinde itiraz etmezse takip kesinleşir. İtiraz ederse takip durur ve alacaklının itirazın iptali davası açması veya şartları varsa itirazın kaldırılması yoluna başvurması gerekir.
Fatura tek başına itirazın kaldırılması için yeterli midir?
Kural olarak yeterli değildir. Çünkü fatura tek taraflı düzenlenen bir belgedir. İİK m. 68 kapsamında itirazın kesin kaldırılması için imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe tasdik edilmiş borç ikrarı içeren senet ya da kanunda belirtilen nitelikte belge gerekir. Faturanın yanında borç ikrarı, mutabakat veya imzalı belge bulunuyorsa ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Fatura alacağı için arabuluculuk zorunlu mudur?
Ticari nitelikteki fatura alacaklarında, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması kural olarak dava şartıdır. Özellikle itirazın iptali, alacak ve tazminat davalarında TTK m. 5/A hükmü dikkate alınmalıdır.
Fatura alacağı için ihtiyati haciz alınabilir mi?
Şartları varsa alınabilir. Alacağın muaccel olması, rehinle temin edilmemiş olması ve alacağın varlığının yaklaşık olarak ispatlanması gerekir. Faturanın yanında teslim belgeleri, sözleşme, ticari defter kayıtları, mutabakat ve yazışmalar bulunması ihtiyati haciz talebini güçlendirir.
Fatura alacaklarının tahsili, icra takibi, itirazın iptali davası, ticari alacak uyuşmazlıkları ve ihtiyati haciz süreçleri somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle faturaya itiraz süresi, teslim belgeleri, ticari defter kayıtları, cari hesap mutabakatı, arabuluculuk başvurusu ve icra takibine yapılan itirazlar birlikte değerlendirilmelidir. Fatura alacaklarının tahsili ve ticari uyuşmazlıklara ilişkin hukuki süreçler hakkında detaylı bilgi almak için iletişim sayfamız üzerinden tarafımıza ulaşabilirsiniz.

