İşçilik Alacaklarında Zorunlu Arabuluculuk

İşçilik alacaklarında zorunlu arabuluculuk, işçi ile işveren arasındaki belirli uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılan dava şartıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca kanuna, bireysel iş sözleşmesine veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacakları ile tazminat taleplerinde arabulucuya başvuru dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı hüküm işe iade talepleri bakımından da uygulanır.

Bu nedenle işçilik alacaklarında arabuluculuk, yalnızca tarafların anlaşmasını hedefleyen alternatif bir çözüm yolu olarak değerlendirilmemelidir. Kanun koyucu, belirli iş uyuşmazlıklarında mahkemeye erişimden önce arabuluculuk başvurusunu tamamlanması gereken usuli bir aşama hâline getirmiştir. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılması hâlinde mahkeme, davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddeder.

İşçilik alacakları bakımından arabuluculuk sürecinin doğru yürütülmesi, dava açma hakkının korunması kadar talep kalemlerinin sağlıklı belirlenmesi açısından da önem taşır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi alacaklarda başvuru formu, son tutanak ve anlaşma belgesi sonradan açılacak davanın sınırlarını doğrudan etkiler.

Bu yazıda işçilik alacaklarında zorunlu arabuluculuk sürecinin kapsamı, hangi alacaklarda arabuluculuğun dava şartı olduğu, başvurunun nereye yapılacağı, sürelerin nasıl işleyeceği, anlaşma ve anlaşamama tutanaklarının hukuki sonuçları ile dava aşamasında dikkat edilmesi gereken noktalar ele alınmaktadır.


İşçilik Alacaklarında Zorunlu Arabuluculuğun Hukuki Dayanağı

İşçilik alacaklarında zorunlu arabuluculuğun temel dayanağı 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’dur. Kanunun 3. maddesine göre kanuna, bireysel iş sözleşmesine veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu düzenleme, iş mahkemelerinde görülen birçok uyuşmazlık bakımından dava açılmadan önce arabuluculuk aşamasının tamamlanmasını zorunlu kılar.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ise arabuluculuk sürecinin genel esaslarını düzenler. Arabuluculuk sürecinin başlaması, sona ermesi, son tutanak düzenlenmesi, anlaşma belgesinin hukuki niteliği ve icra edilebilirlik şerhi gibi konular bu Kanun kapsamında değerlendirilir. 6325 sayılı Kanun’un 17. maddesi arabuluculuk faaliyetinin hangi hâllerde sona ereceğini, 18. maddesi ise anlaşma belgesinin kapsamını ve icra edilebilirlik şerhini düzenler.

Bu iki kanun birlikte değerlendirildiğinde, işçilik alacaklarında arabuluculuk süreci yalnızca bir görüşme prosedürü değildir. Başvuru, taraf teşkili, talep kalemlerinin belirlenmesi, tutanak içeriği ve sonrasında dava açılması bakımından teknik sonuçları olan bir ön yargılama aşamasıdır.

Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındaki İşçilik Alacakları

Zorunlu arabuluculuk, iş ilişkisinden kaynaklanan birçok alacak ve tazminat talebini kapsar. İşçinin işverene karşı açacağı davalarda olduğu gibi işverenin işçiye karşı açacağı belirli alacak ve tazminat davalarında da arabuluculuk dava şartıdır.

Bu kapsamda uygulamada en sık karşılaşılan işçilik alacakları şunlardır: kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, prim, ikramiye, yol ve yemek ücreti, kötü niyet tazminatı, ayrımcılık tazminatı, sendikal tazminat ve iş sözleşmesinden kaynaklanan diğer parasal talepler.

4857 sayılı İş Kanunu’nda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak düzenlenmiştir. Fazla çalışma bakımından ise haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılır ve her bir saat fazla çalışma için normal saat ücretinin yüzde elli artırılması gerekir. Fazla mesai alacağının ispatı ve hesaplanması hakkında daha detaylı bilgi için “Fazla Mesai Ücreti Alacağı ” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Yıllık izin ücreti de arabuluculuk kapsamında sık karşılaşılan alacak kalemlerinden biridir. İş Kanunu’na göre işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de dahil olmak üzere en az bir yıl çalışan işçi yıllık ücretli izne hak kazanır; yıllık izin hakkından vazgeçilemez. İş sözleşmesi sona erdiğinde kullanılmayan yıllık izin süreleri ücrete dönüşür ve bu alacak için dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.

İşe İade Taleplerinde Arabuluculuk

İşe iade talepleri de zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediğini veya gösterilen sebebin geçerli olmadığını ileri sürüyorsa, doğrudan işe iade davası açamaz. Önce arabulucuya başvurması gerekir.

İşe iade uyuşmazlıklarında süreler ayrıca önem taşır. İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalıdır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır. Bu süreler hak kaybına yol açabilecek niteliktedir. İşe iade davasının şartları, süreleri ve dava sonucunda doğacak haklar hakkında daha detaylı bilgi için “İşe İade Davası ve İş Güvencesi Kapsamında Feshin Geçersizliği” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunan işe iade uyuşmazlıklarında ayrıca dikkatli hareket edilmelidir. 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinde, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin görüşmelere birlikte katılması ve iradelerinin birbirine uygun olması gerektiği düzenlenmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 13.10.2021 tarihli, 2021/9540 E. ve 2021/14240 K. sayılı kararında da işe iade talebi bakımından asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte arabuluculuk başvurusu yapılması gerektiği kabul edilmiştir.

Zorunlu Arabuluculuk Kapsamında Olmayan İş Uyuşmazlıkları

İş mahkemelerinin görev alanına giren her uyuşmazlık zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesine göre iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında zorunlu arabuluculuk hükümleri uygulanmaz.

Bu ayrım uygulamada önemlidir. Örneğin iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edilecekse dava açmadan önce arabulucuya başvuru zorunlu değildir. Buna karşılık aynı işçi, iş kazası dışındaki kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai veya yıllık izin ücreti gibi alacaklarını talep edecekse bu alacaklar bakımından arabuluculuk dava şartıdır.

Sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan bazı talepler bakımından da farklı bir yol izlenir. 7036 sayılı Kanun’un 4. maddesi, 5510 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu getirmiştir. Kurumun talebi reddetmesi veya altmış gün içinde cevap vermemesi hâlinde dava açılması gündeme gelir.

Arabuluculuk Başvurusu Nereye Yapılır?

İşçilik alacaklarında arabuluculuk başvurusu, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki arabuluculuk bürosuna başvurulabilir. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde başvuru, görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

Bu yetki kuralı dava açılacak mahkemenin yetkisiyle paralel şekilde düşünülmelidir. İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. İş mahkemelerinin yetkisine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.

Başvuruda işçinin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, adresi, işveren bilgileri, işyerinin adresi, çalışma dönemi ve talep edilen alacak kalemleri mümkün olduğunca açık şekilde belirtilmelidir. “Tüm işçilik alacaklarım” gibi genel ifadeler uygulamada risklidir. Hangi alacakların arabuluculuk sürecine konu edildiği, sonradan açılacak davada dava şartının sağlanıp sağlanmadığı bakımından belirleyici olur.

Arabuluculuk Başvurusunda Talep Kalemlerinin Belirlenmesi

İşçilik alacaklarında arabuluculuk başvurusunun en kritik noktalarından biri talep kalemlerinin doğru belirlenmesidir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, prim, ücret alacağı gibi kalemlerin başvuruda ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.

Bu ayrım yalnızca şekli bir tercih değildir. Arabuluculuk başvurusunda yer almayan bir alacak kalemi bakımından sonradan dava açılması hâlinde, mahkeme o kalem yönünden dava şartının yerine getirilip getirilmediğini inceler. Bu nedenle başvuru formunda ve son tutanakta uyuşmazlık konusu alacakların açıkça yazılması gerekir.

Örneğin işçi yalnızca kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı için arabulucuya başvurmuşsa, sonradan fazla mesai alacağı için dava açıldığında fazla mesai yönünden dava şartı tartışması doğar. Aynı şekilde yalnızca ücret alacağı yazılmışsa, yıllık izin ücreti veya ulusal bayram ve genel tatil ücreti bakımından başvurunun kapsamı ayrıca değerlendirilir. İşçinin haklı nedenle feshi, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları arasındaki ilişki hakkında daha detaylı bilgi için “İşçinin Haklı Nedenle Derhal Fesih Hakkı” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Arabuluculuk Süresi ve Zamanaşımına Etkisi

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na göre arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu düzenleme, özellikle zamanaşımı süresinin dolmasına kısa süre kalan alacaklar bakımından önemlidir.

İşçilik alacaklarında genel olarak ücret, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretleri gibi alacaklarda zamanaşımı süresi bakımından talep edilen dönemin doğru belirlenmesi gerekir. Arabuluculuk başvurusu zamanaşımını başvuru tarihinden son tutanak tarihine kadar durdurur; ancak zaten zamanaşımına uğramış alacağı yeniden canlandırmaz.

İlk Toplantıya Katılmamanın Sonuçları

Arabuluculuk sürecinde tarafların ilk toplantıya katılımı yalnızca görüşme imkânı bakımından değil, yargılama giderleri bakımından da sonuç doğurur. 7036 sayılı Kanun’a göre taraflardan birinin geçerli mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk faaliyeti sona ererse, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf, açılacak davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk faaliyeti sona ererse, sonrasında açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Bu nedenle arabuluculuk daveti tebliğ edildiğinde veya arabulucu tarafından iletişim kurulduğunda sürecin ciddiye alınması gerekir. Sırf “nasıl olsa anlaşmayacağız” düşüncesiyle toplantıya katılmamak, dava sonunda gider ve vekâlet ücreti bakımından olumsuz sonuç doğurur.

Anlaşma Sağlanması Hâlinde Hukuki Sonuçlar

Arabuluculuk görüşmeleri sonunda taraflar anlaşırsa, anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir ve anlaşma belgesi düzenlenir. 6325 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre anlaşma belgesi taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Taraflar anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesini talep edebilir; bu şerhi içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılır.

Kanunda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı hâller hariç olmak üzere, taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Ticari uyuşmazlıklarda ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi aynı sonucu doğurur.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Bu nedenle işçilik alacaklarına ilişkin anlaşma belgesi düzenlenirken alacak kalemleri, ödeme miktarı, ödeme tarihi, ödeme şekli, faiz, masraf, vekâlet ücreti ve ibra kapsamı açık şekilde yazılmalıdır. Belirsiz, genel ve ölçüsüz ifadeler ileride anlaşma belgesinin yorumlanması veya iptali tartışmalarına yol açar. Arabuluculuk anlaşma belgesine rağmen ödeme yapılmaması hâlinde takip süreci gündeme gelebilir; icra takibine ilişkin genel süreç hakkında daha detaylı bilgi için “İcra Takibine İtiraz” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Anlaşma Sağlanamaması Hâlinde Dava Açılması

Arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşma sağlanamazsa arabulucu son tutanak düzenler. Davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu belge dava şartının yerine getirildiğini gösterir.

Son tutanak dava dilekçesine eklenmezse mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde son tutanak sunulmazsa dava usulden reddedilir. Ancak arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılmışsa mahkeme herhangi bir tamamlama imkânı vermeden davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddeder.

Bu ayrım uygulamada önemlidir. Arabuluculuk süreci tamamlanmış, ancak son tutanak dilekçeye eklenmemişse eksiklik giderilebilir. Buna karşılık hiç arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açılmışsa eksiklik sonradan tamamlanamaz; dava usulden reddedilir.

İşçilik Alacaklarında Dava Stratejisi Bakımından Arabuluculuk

Zorunlu arabuluculuk süreci, yalnızca dava açabilmek için tamamlanması gereken bir formalite olarak görülmemelidir. İşçilik alacaklarında arabuluculuk, dosyanın stratejik çerçevesinin kurulduğu ilk aşamadır.

İşçi açısından bu süreçte çalışma süresi, ücret miktarı, gerçek ücretin bordroya yansıyıp yansımadığı, fazla çalışma düzeni, yıllık izin kullanımı, fesih nedeni, SGK kayıtları, banka ödemeleri, bordrolar, tanık imkânı ve yazılı deliller değerlendirilmelidir. İşveren açısından ise bordro kayıtları, puantajlar, izin formları, banka ödeme kayıtları, fesih bildirimi, savunma belgeleri, ihtarnameler ve işyeri iç yazışmaları kontrol edilmelidir.

Eksik hazırlıkla yapılan arabuluculuk başvurusu, sonradan açılacak davada talep kapsamını daraltabilir. Gereğinden geniş ve dayanaksız talep ise müzakere zemininin zayıflamasına neden olur. Bu nedenle işçilik alacaklarında arabuluculuk başvurusu hazırlanırken alacak kalemleri hukuki dayanaklarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Arabuluculuk Tutanaklarında Sık Yapılan Hatalar

İşçilik alacaklarında arabuluculuk tutanaklarında en sık yapılan hata, uyuşmazlık konusunun genel ifadelerle yazılmasıdır. “İşçilik alacakları” veya “taraflar arasındaki uyuşmazlık” gibi soyut ifadeler, hangi alacak kalemleri bakımından dava şartının yerine getirildiğini belirsiz hâle getirir.

İkinci hata, tarafların eksik gösterilmesidir. Özellikle asıl işveren-alt işveren ilişkisi, işyeri devri, grup şirketleri veya fiili işveren tartışması bulunan dosyalarda doğru tarafın belirlenmesi gerekir. Yanlış veya eksik tarafla yürütülen arabuluculuk süreci, dava aşamasında dava şartı itirazına neden olur.

Üçüncü hata, anlaşma belgesinde ödeme ve ibra hükümlerinin belirsiz düzenlenmesidir. Hangi alacak için ne kadar ödeme yapılacağı, ödemenin hangi tarihte ve hangi hesaba yapılacağı, ödemenin net mi brüt mü olduğu, vergisel kesintilerin nasıl karşılanacağı ve hangi alacaklar bakımından uyuşmazlığın sona erdiği açık şekilde yazılmalıdır.

İşverenin Arabuluculuk Sürecindeki Konumu

Zorunlu arabuluculuk yalnızca işçi lehine düzenlenmiş bir yol değildir. İşverenin de bu süreçte aktif ve hazırlıklı hareket etmesi gerekir. İşveren, işçinin ileri sürdüğü alacak kalemlerinin dayanağını, çalışma süresini, ücret miktarını, fazla mesai iddiasını, yıllık izin kayıtlarını ve fesih nedenini değerlendirmelidir.

İşveren açısından arabuluculuk sürecinin en önemli avantajı, uyuşmazlığın dava masrafı, faiz, vekâlet ücreti ve uzun yargılama süreci doğmadan çözülme ihtimalidir. Ancak bu avantaj, yalnızca dosya verileri doğru analiz edilirse anlam taşır. İşçinin talebi tamamen haksızsa anlaşmama tutanağı düzenlenmesi ve dava sürecinde savunma yapılması gerekir. Talebin kısmen haklı olduğu dosyalarda ise makul bir ödeme planı ve açık bir anlaşma belgesi ile uyuşmazlık sonlandırılabilir.

İşçinin Arabuluculuk Sürecindeki Konumu

İşçi açısından arabuluculuk süreci, alacağın hızlı tahsili bakımından önemlidir. Ancak hızlı tahsil beklentisi, hak edilen alacakların eksik veya belirsiz şekilde kabul edilmesine yol açmamalıdır. İşçi, arabuluculuk görüşmesine girmeden önce çalışma tarihlerini, ücretini, fazla mesai düzenini, kullanmadığı yıllık izinleri, hafta tatili ve genel tatil çalışmalarını, fesih nedenini ve varsa yazılı delillerini netleştirmelidir.

Özellikle düşük bordro, elden ödeme, fazla mesainin bordroda gösterilmemesi, yıllık izin formlarının gerçeğe aykırı düzenlenmesi, işten çıkış kodu ile gerçek fesih nedeni arasındaki fark gibi konular arabuluculuk öncesinde değerlendirilmelidir. Aksi hâlde işçi, dava aşamasında daha güçlü ileri sürebileceği alacakları arabuluculukta eksik hesapla kabul edebilir.

Arabuluculuk Anlaşmasının İptali

Arabuluculuk anlaşma belgesi kural olarak tarafları bağlar. 6325 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılan hususlarda taraflar dava açamaz. Ancak bu durum, her anlaşma belgesinin hiçbir koşulda tartışılamayacağı anlamına gelmez.

İrade sakatlığı, ehliyetsizlik, gabin, hile, tehdit, açık hukuka aykırılık, anlaşma kapsamının belirsizliği veya işçinin gerçekte hangi haklarından vazgeçtiğini anlayamayacağı şekilde düzenlenen belgeler bakımından somut olaya göre geçersizlik veya iptal tartışması gündeme gelir. Bu tür uyuşmazlıklarda anlaşma belgesinin içeriği, tarafların görüşmeye katılım biçimi, avukatla temsil edilip edilmedikleri, ödeme miktarı ile gerçek alacak arasındaki fark ve imza süreci birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle arabuluculuk anlaşması düzenlenirken yalnızca “taraflar anlaştı” ifadesiyle yetinilmemeli; anlaşmanın konusu, kapsamı ve sonuçları açıkça yazılmalıdır. Bu, hem işçinin sonradan hak kaybına uğramaması hem de işverenin aynı alacak için tekrar dava riskiyle karşılaşmaması bakımından gereklidir.

Sonuç

İşçilik alacaklarında zorunlu arabuluculuk, dava açmadan önce tamamlanması gereken temel bir dava şartıdır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ve genel tatil ücreti gibi birçok alacak bakımından arabulucuya başvurulmadan dava açılması mümkün değildir. Arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Bu süreçte başvurunun doğru yerde yapılması, tarafların eksiksiz gösterilmesi, talep kalemlerinin açıkça belirtilmesi, son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi ve anlaşma sağlanırsa anlaşma belgesinin ayrıntılı düzenlenmesi gerekir. İşçilik alacaklarında arabuluculuk, basit bir başvuru işlemi değil; dava stratejisini ve uyuşmazlığın sonucunu etkileyen teknik bir süreçtir.


Sıkça Sorulan Sorular

İşçilik alacaklarında arabuluculuk zorunlu mudur?

Evet. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa işçi dava açabilir mi?

Evet. Arabuluculuk görüşmeleri sonunda anlaşma sağlanamazsa arabulucu son tutanak düzenler. İşçi veya işveren, bu son tutanağı dava dilekçesine ekleyerek iş mahkemesinde dava açabilir.

Arabuluculuk başvurusunda tüm alacaklar yazılmak zorunda mı?

Talep edilecek alacak kalemlerinin ayrı ayrı yazılması gerekir. “Tüm işçilik alacakları” gibi genel ifadeler uygulamada risklidir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve diğer alacaklar başvuruda açıkça belirtilmelidir.

İş kazası tazminatı için arabuluculuk zorunlu mudur?

Hayır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk uygulanmaz.

Arabuluculuk anlaşma belgesi mahkeme kararı gibi icra edilebilir mi?

Taraflar anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alırsa belge ilam niteliğinde belge sayılır. Ayrıca kanunda öngörülen şartlar varsa, taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi icra edilebilirlik şerhi olmadan da ilam niteliğinde belge kabul edilir.

Arabuluculuk başvurusu zamanaşımını durdurur mu?

Evet. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Ancak başvuru, daha önce zamanaşımına uğramış bir alacağı yeniden geçerli hâle getirmez.

İşçilik alacakları, zorunlu arabuluculuk başvurusu, arabuluculuk tutanağı, anlaşma belgesi veya iş davası süreci hakkında hukuki destek almak için iletişim sayfamız üzerinden tarafımıza ulaşabilirsiniz.

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir