Tenkis davası, miras bırakanın yaptığı kazandırmalar nedeniyle saklı paylı mirasçıların miras hakkının zedelenmesi hâlinde başvurulan temel miras hukuku yollarından biridir. Türk Medeni Kanunu bakımından tenkis; miras bırakanın tasarruf özgürlüğü ile saklı paylı mirasçıların kanundan doğan miras hakkı arasındaki sınırın belirlenmesini sağlar.
Bu nedenle tenkis davası, yalnızca miras bırakanın sağlığında yaptığı devirlere veya vasiyetnameye duyulan genel bir itiraz olarak görülmemelidir. Tenkis davasında asıl mesele; miras bırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarrufların veya belirli sağlararası kazandırmaların, saklı payı ihlal edip etmediğidir. Saklı pay ihlali varsa, yapılan kazandırma tamamen geçersiz hâle gelmez; yalnızca tasarruf edilebilir kısmı aşan bölüm saklı payı karşılayacak ölçüde tenkise tabi olur.
Bu yazıda tenkis davasının hukuki niteliği, saklı pay ve tasarruf edilebilir kısım kavramları, tenkise tabi kazandırmalar, davayı açabilecek kişiler, görevli ve yetkili mahkeme, dava açma süresi, tenkis hesabı, tenkiste sıra, bölünmez mallarda tenkis, muris muvazaası davası ile farkları ve uygulamada dikkat edilmesi gereken temel noktalar ele alınmaktadır.
- Tenkis Davasının Hukuki Niteliği
- Saklı Pay ve Tasarruf Edilebilir Kısım
- Tenkis Davasının Açılma Şartları
- Tenkise Tabi Tasarruflar
- Tenkis Davasında Davacı ve Davalı Taraf
- Tenkis Hesabının Yapılması
- Tenkiste Sıra
- Bölünmez Mallarda Tenkis ve Sabit Tenkis Oranı
- Tenkis Davası ile Muris Muvazaası Davası Arasındaki Fark
- Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Tenkis
- Tenkis Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Tenkis Davasında Süre
- Tenkis Davasında İspat ve Deliller
- Tenkis Davasının Sonuçları
- Tenkis Davasında Dikkat Edilmesi Gereken Stratejik Noktalar
- Sonuç
- Sıkça Sorulan Sorular
Tenkis Davasının Hukuki Niteliği
Tenkis davası, miras bırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarruflar veya bazı sağlararası kazandırmalar nedeniyle saklı payı zedelenen mirasçıların, saklı paylarını tamamlamak amacıyla açtığı miras hukuku davasıdır. Tenkis kelimesinin anlamı ise eksiltmedir. Bu dava, miras bırakanın bütün tasarruflarını geçersiz hâle getirmeyi değil, yalnızca tasarruf edilebilir kısmı aşan bölümün saklı payı karşılayacak ölçüde azaltılmasını amaçlar.
Türk Medeni Kanunu’na göre miras bırakan, malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir; ancak altsoy, ana-baba veya eş gibi saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal edecek şekilde tasarrufta bulunamaz. TMK m. 560 uyarınca saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilir.
Bu nedenle tenkis davası, miras bırakanın tasarruf özgürlüğü ile saklı paylı mirasçıların kanundan doğan miras hakkı arasındaki dengeyi sağlar. Dava sonunda mahkeme, saklı pay ihlalinin bulunup bulunmadığını, varsa hangi kazandırmaların ne oranda tenkise tabi olduğunu belirler.
Saklı Pay ve Tasarruf Edilebilir Kısım
Tenkis davasının merkezinde saklı pay kavramı yer alır. Saklı pay, miras bırakanın tasarruflarıyla ortadan kaldıramayacağı, belirli mirasçılar lehine kanun tarafından korunan miras payıdır.
TMK m. 505 uyarınca mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının yalnızca saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu kişilerden hiçbiri yoksa miras bırakan mirasının tamamı üzerinde tasarrufta bulunabilir.
TMK m. 506’ya göre saklı pay oranları şu şekildedir: Altsoy için yasal miras payının yarısı, ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri, sağ kalan eş için ise altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı; diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü saklı paydır.
Kardeşlerin saklı payı bulunmamaktadır. Bu nokta uygulamada sık karıştırılır. Kardeş yasal mirasçı olabilir; ancak saklı paylı mirasçı değildir. Bu nedenle kardeş, yalnızca yasal mirasçı sıfatına dayanarak tenkis davası açamaz.
Tenkis Davasının Açılma Şartları
Tenkis davasının açılabilmesi için öncelikle davacının saklı paylı mirasçı olması gerekir. Saklı paylı mirasçı olmayan kişinin, miras bırakanın tasarruflarından rahatsız olması tek başına dava hakkı vermez.
İkinci şart, miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan bir tasarrufta bulunmuş olmasıdır. Bu tasarruf vasiyetname, miras sözleşmesi, belirli mal vasiyeti, mirasçı atama veya kanunda belirtilen sağlararası kazandırmalardan biri olabilir.
Üçüncü şart, saklı payın fiilen zedelenmiş olmasıdır. Mirasçı, terekenin kalan kısmından saklı payını karşılayabiliyorsa tenkis davası açılması kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle dava açmadan önce tereke aktifinin, tereke borçlarının, miras bırakanın yaptığı kazandırmaların ve davacının yasal miras payının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Tenkis davası, yalnızca “miras bırakan sağlığında birine taşınmaz devretti” gerekçesiyle açılan bir dava değildir. Devrin saklı payı zedeleyip zedelemediği, kazandırmanın tenkise tabi olup olmadığı ve dava süresinin geçip geçmediği ayrıca incelenmelidir.
Tenkise Tabi Tasarruflar
Tenkis davasında hem ölüme bağlı tasarruflar hem de bazı sağlararası kazandırmalar dikkate alınır.
Ölüme bağlı tasarruflar bakımından vasiyetname, miras sözleşmesi, mirasçı atama, belirli mal vasiyeti ve vakıf kurmaya ilişkin tasarruflar tenkis incelemesine konu olabilir. Miras bırakanın bu tasarruflarla saklı payları aşan bir kazandırma yapması hâlinde, saklı pay ihlalini giderecek oranda tenkise karar verilir.
Sağlararası kazandırmalar bakımından ise her devir tenkise tabi değildir. TMK m. 565, hangi karşılıksız kazandırmaların ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabi olduğunu ayrıca düzenlemiştir. Buna göre mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapılan kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoya yapılan malvarlığı devri veya borçtan kurtarma kazandırmaları, alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi, miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar, miras bırakanın dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar, ölümünden önceki bir yıl içinde olağan hediyeler dışında yaptığı bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacı açık olan kazandırmalar tenkise tabi olur.
Özellikle taşınmaz devirlerinde tenkis davası ile muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası birbirine karıştırılmaktadır. Miras bırakanın görünürde satış, gerçekte bağış amacıyla taşınmaz devrettiği iddia ediliyorsa, olayın niteliğine göre muris muvazaası da gündeme gelebilir. Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası hakkında daha detaylı değerlendirme için “Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Tenkis Davasında Davacı ve Davalı Taraf
Tenkis davasını, saklı payı zedelenen mirasçılar açabilir. Altsoy, ana-baba ve sağ kalan eş saklı paylı mirasçıdır. Ancak her somut olayda bu kişilerin mirasçılık sıfatı, yasal miras payı ve saklı pay oranı ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
TMK m. 562, bazı özel durumlarda mirasçının alacaklılarına ve iflas idaresine de dava hakkı tanımıştır. Saklı payı zedelenen mirasçı iflas etmişse veya mirasın geçtiği tarihte kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklılar varsa, bu kişiler kanundaki şartlar altında tenkis davası açabilir. Aynı düzenleme, mirasçılıktan çıkarılan kişinin çıkarma tasarrufuna itiraz etmemesi hâlinde de uygulanır.
Davalı ise tenkise tabi kazandırmadan yararlanan kişidir. Bu kişi saklı paylı mirasçı, saklı paylı olmayan mirasçı, atanmış mirasçı, vasiyet alacaklısı veya üçüncü kişi olabilir. Tenkise tabi birden fazla kazandırma varsa, davalıların durumu tenkiste sıra ve orantı kurallarına göre ayrıca değerlendirilir.
Tenkis Hesabının Yapılması
Tenkis davalarının en kritik kısmı hesaplamadır. Dava dilekçesi yalnızca “saklı payım ihlal edildi” şeklinde kurulursa eksik kalır. Tereke değeri, tasarruf edilebilir kısım, saklı pay, tenkise tabi kazandırmalar ve tenkis oranı sistematik şekilde belirlenmelidir.
TMK m. 507’ye göre tasarruf edilebilir kısım, terekenin miras bırakanın ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır. Bu hesap yapılırken miras bırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri ile miras bırakanla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kişilerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir.
TMK m. 508’e göre miras bırakanın sağlararası karşılıksız kazandırmaları, tenkise tabi oldukları ölçüde tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir. Hayat sigortası bakımından da TMK m. 509 ve TMK m. 567 hükümleri dikkate alınır. Miras bırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası yaptırması veya lehdar ataması hâlinde sigorta alacağının miras bırakanın ölümü zamanındaki satın alma değeri terekeye eklenir ve şartları varsa tenkise tabi olur.
Bu hesaplama sonucunda önce net tereke belirlenir. Daha sonra yasal miras payları ve saklı paylar hesaplanır. Ardından miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaları tespit edilir. Saklı pay ihlali varsa, tenkis hangi kazandırmalardan ve hangi sırayla yapılacaksa buna göre hüküm kurulur.
Tenkiste Sıra
Tenkiste sıra TMK m. 570’te düzenlenmiştir. Buna göre tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar önce ölüme bağlı tasarruflardan yapılır. Ölüme bağlı tasarruflar saklı payı karşılamaya yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalar tenkis edilir. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar ise en son sırada tenkis edilir.
Bu sıra, davanın sonucunu doğrudan etkiler. Örneğin miras bırakan hem vasiyetname ile bir kişiye kazandırmada bulunmuş hem de sağlığında başka bir kişiye bağış yapmışsa, doğrudan bağışın tenkisine gidilmez. Önce ölüme bağlı tasarrufların saklı pay ihlalini giderip gidermediği incelenir. Ancak bu yeterli olmazsa sağlararası kazandırmalar gündeme gelir.
Bölünmez Mallarda Tenkis ve Sabit Tenkis Oranı
Tenkis davasında en önemli uygulama sorunlarından biri, tenkise konu malın bölünemez nitelikte olmasıdır. Özellikle taşınmazlar, şirket payları, belirli ekonomik bütünlük taşıyan malvarlığı unsurları veya değerinde azalma olmadan bölünmesi mümkün olmayan mallar bakımından bu sorun ortaya çıkar.
TMK m. 564’e göre değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tabi olursa, vasiyet alacaklısı seçimlik hakka sahiptir. Vasiyet alacaklısı, tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın kendisine verilmesini veya tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir. Aynı düzenleme, sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 11.11.1994 tarihli, 1994/4 esas ve 1994/4 karar sayılı içtihadı, sabit tenkis oranı ve bölünemeyen mallarda değer hesabı bakımından klasikleşmiş karardır. Bu içtihatta sabit tenkis oranı, tasarrufun tüm değeri ile davalıya yapılan fazla kazandırma arasındaki oran olarak kabul edilmiştir. Uygulamada önce sabit tenkis oranı belirlenir, sonra malın bu oran üzerinden değer kaybı olmaksızın bölünüp bölünemeyeceği araştırılır. Bölünme mümkün değilse TMK m. 564 kapsamındaki tercih hakkı gündeme gelir.
Bu nedenle tenkis davalarında bilirkişi raporu yalnızca taşınmazın değerini belirlemekle sınırlı olmamalıdır. Tereke hesabı, tenkise tabi kazandırmalar, sabit tenkis oranı, malın bölünebilirliği ve karar tarihindeki değer birlikte değerlendirilmelidir. Eksik bilirkişi incelemesi, özellikle taşınmaz tenkisi davalarında bozma sebebi oluşturur.
Tenkis Davası ile Muris Muvazaası Davası Arasındaki Fark
Tenkis davası ile muris muvazaası davası aynı amaca hizmet ediyor gibi görünse de hukuki dayanakları farklıdır.
Tenkis davasında miras bırakanın yaptığı kazandırmanın geçerli olduğu kabul edilir; ancak bu kazandırma saklı payı ihlal ettiği ölçüde azaltılır. Yani işlem tamamen hükümsüz sayılmaz, yalnızca saklı payı aşan kısmı bakımından tenkis edilir.
Muris muvazaası davasında ise miras bırakanın gerçek iradesinin bağış olduğu, ancak tapuda işlemin satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi gösterildiği ileri sürülür. Bu durumda dava, görünürdeki işlemin muvazaalı olduğu ve tapu kaydının iptali gerektiği iddiasına dayanır. Bu konuda daha detaylı değerlendirme için “Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Pratikte aynı olayda hem muris muvazaası hem de tenkis ihtimali değerlendirilebilir. Ancak dava stratejisi belirlenirken işlemin niteliği, tapudaki resmi işlem, bedel ödenip ödenmediği, miras bırakanın gerçek amacı, saklı pay ihlali ve ispat imkânları ayrı ayrı incelenmelidir. Yanlış dava türüyle yola çıkılması, haklı bir talebin usul veya ispat sorunları nedeniyle zayıflamasına neden olur.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Tenkis
Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri, miras uyuşmazlıklarında sıkça tenkis iddiasına konu olur. Bu sözleşmeler kural olarak ivazlıdır; yani bakım borçlusu belirli bir edim üstlenir, bakım alacaklısı da malvarlığı devri yapar. Bu nedenle her ölünceye kadar bakma sözleşmesi kendiliğinden tenkise tabi değildir.
Ancak sözleşmenin gerçek bakım amacı taşımadığı, bakım edimiyle devredilen malvarlığı arasında açık oransızlık bulunduğu veya işlemin saklı pay kurallarını bertaraf etmek amacıyla yapıldığı somut delillerle ortaya konulursa tenkis gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu m. 615 de mirasçıların tenkis haklarını saklı tutmaktadır.
Bu tür dosyalarda yalnızca tapu devrine bakmak yeterli değildir. Bakım alacaklısının yaşı, sağlık durumu, bakım ihtiyacı, bakım borçlusunun fiilen bakım sağlayıp sağlamadığı, taraflar arasındaki ilişki, devredilen malın değeri ve sözleşme tarihinden miras bırakanın ölümüne kadar geçen süre birlikte değerlendirilmelidir.
Tenkis Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tenkis davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. HMK m. 2 uyarınca malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Yetki bakımından ise HMK m. 11 önem taşır. Terekenin paylaşılmasına, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
Bu nedenle tenkis davası, kural olarak miras bırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kesin yetki söz konusu olduğu için mahkeme bu hususu kendiliğinden dikkate alır. Dava dilekçesi hazırlanırken miras bırakanın son yerleşim yeri nüfus kayıtları, adres kayıtları ve ilgili belgelerle netleştirilmelidir.
Tenkis Davasında Süre
Tenkis davası hak düşürücü süreye tabidir. TMK m. 571’e göre tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda ise mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlıyorsa süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar. Tenkis iddiası ise def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
Burada özellikle bir yıllık sürenin başlangıcı önemlidir. Mirasçının yalnızca miras bırakanın öldüğünü öğrenmesi her durumda yeterli değildir; saklı payın zedelendiğini öğrenme tarihi ayrıca değerlendirilir. Ancak on yıllık süre, kanunda belirtilen nihai sınırdır. Bu nedenle miras uyuşmazlıklarında dava açmadan önce süre hesabı mutlaka yapılmalıdır.
Tenkis Davasında İspat ve Deliller
Tenkis davasında davacı, saklı payının ihlal edildiğini ve tenkise tabi kazandırmanın varlığını ispatlamalıdır. TMK m. 6 uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Bu davalarda tapu kayıtları, banka kayıtları, bağış belgeleri, vasiyetname, miras sözleşmesi, hayat sigortası belgeleri, şirket kayıtları, resmi senetler, veraset ilamı, tereke tespit dosyaları, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve gerektiğinde keşif delili önem taşır.
Taşınmaz devirlerinde resmi senette satış bedeli gösterilmiş olması tek başına sonuca götürmez. Bedelin gerçekten ödenip ödenmediği, ödeme gücü, paranın hareketi, taraflar arasındaki ilişki, işlem tarihindeki ekonomik koşullar ve miras bırakanın malvarlığındaki genel dağılım birlikte değerlendirilir.
Tenkis Davasının Sonuçları
Tenkis davası kabul edilirse mahkeme, saklı pay ihlalini giderecek ölçüde tenkise karar verir. Bu karar, kazandırmanın tamamının ortadan kaldırılması anlamına gelmez. Tenkis, yalnızca saklı payı karşılayacak oranda sonuç doğurur.
TMK m. 563’e göre tenkis, miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasçı atanması veya diğer ölüme bağlı tasarruflarla elde edilen kazandırmaların tamamında orantılı olarak yapılır.
Kendisine tenkise tabi kazandırma yapılan kişi iyiniyetli ise TMK m. 566 uyarınca yalnızca mirasın geçmesi anında kazandırmadan elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür. İyiniyetli değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin hükümlere göre sorumludur.
Bu sonuçlar nedeniyle tenkis davası yalnızca teorik miras payı hesabı değildir. Dava sonunda aynen iade, bedel ödenmesi, taşınmazın bölünebilirliğinin incelenmesi veya belirli bir parasal tutarın hüküm altına alınması gündeme gelir.
Tenkis Davasında Dikkat Edilmesi Gereken Stratejik Noktalar
Tenkis davası açmadan önce mirasçılık belgesi alınmalı, tereke kapsamı belirlenmeli, miras bırakanın yaptığı ölüme bağlı ve sağlararası kazandırmalar araştırılmalı, saklı pay oranı hesaplanmalı ve dava süresi kontrol edilmelidir.
Özellikle taşınmaz devirlerinde, davanın yalnızca tenkis olarak mı, muris muvazaası olarak mı, yoksa terditli taleplerle mi açılacağı dosyanın kaderini etkiler. Her taşınmaz devri muris muvazaası değildir; her bağış da saklı payı ihlal etmez. Bu ayrım yapılmadan açılan dava, usul ve ispat yönünden zayıf kalır.
Ayrıca dava değerinin belirlenmesi, harçlandırma, bilirkişi incelemesinin kapsamı, tedbir talepleri ve tapu kayıtlarına şerh verilmesi gibi hususlar da uygulamada önemlidir. Taşınmazların üçüncü kişilere devredilmesi ihtimali varsa, dava açılırken ihtiyati tedbir ve tapu kaydı üzerinde koruyucu önlemler ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Tenkis davası, saklı paylı mirasçıların miras bırakanın tasarrufları nedeniyle miras haklarının zedelenmesi hâlinde başvurabileceği temel miras hukuku yollarından biridir. Ancak bu dava, yalnızca miras payı oranlarının karşılaştırıldığı basit bir alacak davası değildir. Tereke hesabı, saklı pay oranı, tasarruf edilebilir kısım, sağlararası kazandırmalar, tenkiste sıra, sabit tenkis oranı ve hak düşürücü süreler birlikte değerlendirilmelidir.
Tenkis davası ile muris muvazaası davası arasındaki ayrım da özellikle taşınmaz devirlerinde dikkatle yapılmalıdır. Somut olayda yanlış hukuki sebebe dayanılması, haklı bir miras talebinin sonuçsuz kalmasına neden olabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tenkis davasını kimler açabilir?
Tenkis davasını saklı payı zedelenen mirasçılar açabilir. Altsoy, ana-baba ve sağ kalan eş saklı paylı mirasçıdır. Kardeşlerin saklı payı bulunmadığı için yalnızca kardeş sıfatıyla tenkis davası açılamaz.
Tenkis davası hangi mahkemede açılır?
Tenkis davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu yetki kesin yetkidir.
Tenkis davası ne kadar sürede açılmalıdır?
Tenkis davası, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Her hâlde vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılmasından, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren on yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Sağken yapılan bağışlar tenkise tabi olur mu?
Her bağış tenkise tabi değildir. TMK m. 565’te sayılan karşılıksız kazandırmalar, şartları varsa tenkise tabi olur. Özellikle saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapılan kazandırmalar tenkis kapsamında değerlendirilir.
Tenkis davası ile muris muvazaası davası aynı şey midir?
Aynı şey değildir. Tenkis davasında işlem geçerli kabul edilir; ancak saklı payı ihlal eden kısmı azaltılır. Muris muvazaasında ise görünürdeki işlemin gerçek iradeyi yansıtmadığı ve muvazaalı olduğu ileri sürülür. Bu konuda daha detaylı değerlendirme için “Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Tenkis davası, saklı pay, miras bırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar, vasiyetname, miras sözleşmesi ve muris muvazaası iddiaları bakımından somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğurur. Özellikle tereke hesabı, dava süresi, görevli ve yetkili mahkeme, delil durumu ve dava türünün doğru belirlenmesi sürecin sonucunu doğrudan etkiler. Tenkis davası ve miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar hakkında hukuki değerlendirme almak için iletişim sayfamız üzerinden tarafımıza ulaşabilirsiniz.

