Saklı pay, miras bırakanın malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf etme yetkisini sınırlayan ve belirli mirasçılar lehine kanundan doğan asgari miras hakkını ifade eder. Türk Medeni Kanunu’na göre miras bırakan, kural olarak malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilir; ancak altsoyu, ana ve babası veya sağ kalan eşi varsa, bu kişilerin saklı paylarını ihlal edecek şekilde tasarrufta bulunamaz. TMK m. 505 ve m. 506 bu alanın temel hükümleridir.
Saklı pay, mirasçıya terekenin belirli bir malını doğrudan isteme hakkı vermez. Bu hak, miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan ölüme bağlı veya bazı sağlararası kazandırmalarına karşı korunma sağlar. Bu nedenle saklı pay ihlali iddiasında asıl mesele, miras bırakanın hangi malı kime bıraktığından önce, terekenin net değerinin, yasal miras paylarının, saklı pay oranlarının ve tasarruf edilebilir kısmın doğru hesaplanmasıdır.
Uygulamada saklı pay kavramı çoğu zaman “miras bırakan çocuğunu mirastan tamamen mahrum bırakamaz” şeklinde basitleştirilir. Bu ifade belirli ölçüde doğru olsa da eksiktir. Çünkü miras bırakanın yaptığı her devir, her bağışlama veya her vasiyetname saklı payı ihlal etmez. Saklı payın ihlal edilip edilmediği; ölüm tarihindeki tereke, miras bırakanın borçları, cenaze giderleri, tenkise tabi kazandırmalar ve mirasçıların kanuni oranları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Bu yazıda saklı payın hukuki niteliği, saklı paylı mirasçıların kimler olduğu, saklı pay oranları, miras bırakanın tasarruf özgürlüğünün sınırları, saklı pay ihlalinde açılabilecek davalar, tenkis ve muris muvazaası ayrımı, mirasçılıktan çıkarma ve uygulamada ispat bakımından önem taşıyan başlıklar ele alınmaktadır.
- Saklı Payın Hukuki Niteliği
- Saklı Paylı Mirasçılar
- Saklı Pay Oranları
- Tasarruf Edilebilir Kısım
- Sağlararası Kazandırmalar ve Saklı Pay İhlali
- Tenkis Davası ile Saklı Payın Korunması
- Tenkis Davasında Sıra ve Sabit Tenkis Oranı
- Muris Muvazaası ile Saklı Pay İhlali Arasındaki Ayrım
- Vasiyetname ve Saklı Pay
- Mirasçılıktan Çıkarma ve Saklı Pay
- Saklı Paylı Mirasçının Dava Hakkı
- Tenkis Davasında Süre
- Saklı Pay Hesabında Terekenin Belirlenmesi
- Eşin Saklı Payı ve Mal Rejimi Ayrımı
- Evlatlığın Saklı Payı
- Saklı Paydan Feragat ve Miras Sözleşmesi
- Saklı Payın İspatı ve Deliller
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Saklı Pay Davalarında Dava Türünün Belirlenmesi
- Sonuç
- Sıkça Sorulan Sorular
Saklı Payın Hukuki Niteliği
Saklı pay, yasal miras payından farklıdır. Yasal miras payı, miras bırakan hiçbir tasarrufta bulunmadığında mirasçının tereke üzerindeki payını gösterir. Saklı pay ise miras bırakan tasarrufta bulunsa bile korunması gereken asgari miras hakkıdır.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü her saklı paylı mirasçı aynı zamanda yasal mirasçıdır; ancak her yasal mirasçı saklı paylı mirasçı değildir. Örneğin kardeşler yasal mirasçı olabilir; fakat yürürlükteki Türk Medeni Kanunu bakımından kardeşlerin saklı payı bulunmamaktadır. TMK m. 506’da kardeşlere ilişkin saklı pay düzenlemesi 5650 sayılı Kanun ile kaldırılmıştır.
Saklı payın amacı, miras bırakanın tasarruf özgürlüğü ile yakın aile bireylerinin miras hakkı arasında kanuni bir denge kurmaktır. Bu nedenle miras bırakan, malvarlığı üzerinde tamamen sınırsız biçimde tasarruf edemez. Ancak saklı paylı mirasçılar da miras bırakanın her tasarrufuna sırf miras payları azaldı diye müdahale edemez. Hukuki koruma, tasarruf edilebilir kısmın aşılması halinde devreye girer.
Saklı pay hakkı, miras bırakanın ölümünden sonra ileri sürülebilen bir haktır. Miras bırakan hayattayken saklı paylı mirasçının kural olarak doğmuş bir tenkis davası hakkı yoktur. Çünkü tereke, miras bırakanın ölümüyle açılır ve saklı pay hesabı da ölüm tarihindeki duruma göre yapılır.
Saklı Paylı Mirasçılar
Türk Medeni Kanunu m. 505’e göre mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının yalnızca saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu mirasçılar yoksa miras bırakan mirasının tamamı üzerinde tasarruf edebilir.
Bu kapsamda saklı paylı mirasçılar şunlardır: altsoy, ana ve baba, sağ kalan eş.
Altsoy; çocukları, torunları ve devam eden alt nesli ifade eder. Çocuk sağ ise torun doğrudan mirasçı olmaz; ancak çocuğun miras bırakandan önce ölmesi, mirası reddetmesi veya mirasçılık sıfatını kaybetmesi gibi ihtimallerde altsoy bakımından halefiyet kuralları gündeme gelir.
Ana ve baba, miras bırakanın altsoyu bulunmadığında mirasçı olur. Ana ve babanın saklı payı, kendi yasal miras payları üzerinden hesaplanır. Miras bırakanın kardeşleri ise ana ve babanın yerine veya yanında bazı durumlarda yasal mirasçı olabilse de saklı paylı mirasçı değildir.
Sağ kalan eş, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre farklı yasal miras payına sahiptir. Eşin saklı payı da bu yasal miras payı üzerinden belirlenir. Eşin altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde saklı pay oranı daha güçlü korunmuştur.
Saklı Pay Oranları
TMK m. 506’ya göre saklı pay oranları açık şekilde düzenlenmiştir. Altsoy için saklı pay, yasal miras payının yarısıdır. Ana ve babadan her biri için saklı pay, yasal miras payının dörtte biridir. Sağ kalan eş için ise altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı; diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçü saklı paydır.
Burada dikkat edilmesi gereken konu, saklı pay oranının doğrudan terekenin tamamına uygulanmamasıdır. Önce yasal miras payı belirlenir, ardından bu yasal miras payı üzerinden saklı pay hesaplanır.
Örneğin miras bırakanın geride eşi ve iki çocuğu kaldığında, eşin yasal miras payı dörtte bir, çocukların toplam yasal miras payı dörtte üçtür. Çocukların her biri yasal miras payı olarak üçte sekizin sahibi olur. Altsoyun saklı payı yasal miras payının yarısı olduğundan, her çocuğun saklı payı üçte on altı olur. Sağ kalan eş altsoy ile birlikte mirasçı olduğu için eşin saklı payı yasal miras payının tamamıdır; yani dörtte birdir.
Bu hesaplama, özellikle vasiyetname, miras sözleşmesi, bağışlama, ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya tapuda yapılan devirlerin miras hukuku bakımından değerlendirilmesinde belirleyicidir.
Tasarruf Edilebilir Kısım
Tasarruf edilebilir kısım, miras bırakanın saklı payları ihlal etmeden üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği malvarlığı değeridir. Miras bırakan, bu kısım üzerinde vasiyetname düzenleyebilir, mirasçı atayabilir, belirli mal bırakabilir veya kanunun izin verdiği sınırlar içinde başka ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir.
TMK m. 507’ye göre tasarruf edilebilir kısım, terekenin miras bırakanın ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır. Hesap yapılırken miras bırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri ile miras bırakanla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kişilerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir.
Bu nedenle saklı pay ihlali değerlendirmesinde yalnızca taşınmazların rayiç bedeline bakılması yeterli değildir. Banka hesapları, araçlar, şirket payları, alacaklar, borçlar, cenaze giderleri, miras bırakanın sağlığında yaptığı bazı kazandırmalar ve hayat sigortası gibi değerler de hesaplamada önem taşır.
Tasarruf edilebilir kısmın yanlış hesaplanması, tenkis davasının sonucunu doğrudan etkiler. Uygulamada en sık yapılan hata, terekenin brüt değerinin saklı pay hesabına esas alınmasıdır. Oysa hesap net tereke üzerinden yapılır.
Sağlararası Kazandırmalar ve Saklı Pay İhlali
Miras bırakanın sağlığında yaptığı her kazandırma tenkise tabi değildir. Türk Medeni Kanunu, bazı sağlararası kazandırmaların ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabi olduğunu özel olarak düzenlemiştir.
TMK m. 565’e göre mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapılan kazandırmalar, altsoya malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yapılan bazı kazandırmalar, miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar, miras bırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar, ölümünden önceki bir yıl içinde adet üzere verilen hediyeler dışında yaptığı bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacı açık olan kazandırmalar tenkise tabi olabilir.
Bu hüküm, saklı pay davalarının yalnızca vasiyetnameye karşı açılmadığını gösterir. Miras bırakan hayattayken yaptığı bazı bağışlamalar veya karşılıksız kazandırmalarla da saklı payı ihlal etmiş olabilir.
Ancak burada her devir işlemini tenkise tabi saymak doğru değildir. Satış gerçekse, bedel ödenmişse ve işlem karşılıklı edimler içeriyorsa tenkis bakımından farklı değerlendirme yapılır. Buna karşılık görünürde satış olarak yapılan işlem gerçekte bağış niteliğindeyse, somut olayın özelliklerine göre muris muvazaası veya tenkis hükümleri gündeme gelir.
Tenkis Davası ile Saklı Payın Korunması
Saklı payı ihlal edilen mirasçının başvuracağı temel dava tenkis davasıdır. TMK m. 560’a göre saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilir.
Tenkis davası, miras bırakanın yaptığı tasarrufu tümüyle geçersiz kılmaya yönelmez. Davanın amacı, tasarruf edilebilir kısmı aşan bölümün saklı payı ihlal ettiği ölçüde azaltılmasıdır. Bu nedenle tenkis davasında mahkeme önce terekeyi, yasal miras paylarını, saklı payları ve tasarruf edilebilir kısmı hesaplar; ardından hangi tasarrufların ne oranda tenkise tabi olacağını belirler.
Tenkis davası uygulamada teknik bir dava türüdür. Çünkü yalnızca “babam mal kaçırdı” veya “vasiyetname ile hakkım engellendi” şeklindeki genel iddialar yeterli değildir. Hangi tasarrufun saklı payı hangi miktarda ihlal ettiği somutlaştırılmalı, tereke aktif ve pasifi ortaya konulmalı, tenkise tabi kazandırmalar belirlenmeli ve talep buna göre kurulmalıdır.
Tenkis davası hakkında daha detaylı bilgi için “Tenkis Davası” yazımızı inceleyebilirsiniz.
Tenkis Davasında Sıra ve Sabit Tenkis Oranı
Tenkis davasında hangi tasarrufun önce tenkise tabi tutulacağı da önemlidir. Türk Medeni Kanunu sistemi içerisinde ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar bakımından belirli bir sıra uygulanır. Uyuşmazlık yalnızca saklı payın ihlal edilip edilmediğinden ibaret değildir; ihlalin hangi tasarruftan ne ölçüde giderileceği de ayrıca değerlendirilir.
Özellikle belirli bir taşınmazın veya bölünmesi güç bir malın tenkise konu olduğu durumlarda sabit tenkis oranı gündeme gelir. Yargıtay uygulamasında sabit tenkis oranı, tenkise konu tasarrufun değeri ile saklı payı ihlal eden fazla kazandırma arasındaki oran üzerinden belirlenir. Bu yaklaşım, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 11.11.1994 tarihli, 1994/4 E., 1994/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile şekillenmiştir.
TMK m. 564 ise bölünmez mal vasiyetinde uygulanacak yöntemi düzenler. Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünemeyen belirli bir mal vasiyeti tenkise tabi olursa, vasiyet alacaklısı belirli seçimlik haklara sahiptir. Bu hüküm, sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanır.
Bu nedenle taşınmaz, şirket hissesi, işletme, aile konutu niteliğindeki taşınmaz veya ekonomik bütünlük taşıyan malvarlığı unsurlarında tenkis hesabı salt matematiksel paylaştırma olarak görülmemelidir. Malın bölünebilirliği, değer kaybı, karar tarihindeki değer ve tarafların talepleri birlikte incelenir.
Muris Muvazaası ile Saklı Pay İhlali Arasındaki Ayrım
Saklı pay davalarında en kritik ayrımlardan biri tenkis davası ile muris muvazaası davası arasındadır. Her iki dava da miras bırakanın malvarlığı devrine karşı mirasçıların başvurduğu hukuki yollar arasında yer alsa da hukuki dayanakları, şartları ve sonuçları farklıdır.
Muris muvazaasında miras bırakan, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazı görünürde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek devretmiş olabilir. Bu durumda tartışma, saklı payın matematiksel olarak ihlal edilmesinden önce, görünürdeki işlemin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 01.04.1974 tarihli, 1974/1 E., 1974/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, muris muvazaası davalarının temel içtihadı olarak kabul edilmektedir.
Bu ayrım pratikte şu sonucu doğurur: Muris muvazaası iddiasında işlem muvazaa nedeniyle geçersiz sayılırsa, tapu iptal ve tescil gündeme gelir. Tenkis davasında ise tasarruf yalnızca saklı payı ihlal ettiği ölçüde azaltılır. Bu nedenle her mirastan mal kaçırma iddiası tenkis davası şeklinde ele alınmaz; işlemin gerçek niteliği belirlenmelidir.
Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil süreci hakkında daha detaylı bilgi için “Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası” yazımızı inceleyebilirsiniz.
Vasiyetname ve Saklı Pay
Miras bırakan vasiyetname ile mirasının tamamını veya belirli mallarını bir kişiye bırakmış olabilir. Ancak saklı paylı mirasçıların hakları varsa, vasiyetname de saklı pay sınırına tabidir. Vasiyetnamenin şeklen geçerli olması, saklı payı ihlal eden kısmın tenkise konu edilmesine engel değildir.
Burada vasiyetnamenin iptali ile tenkis davası ayrılmalıdır. Vasiyetnamenin iptali; ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlaka aykırılık ya da şekil eksikliği gibi sebeplere dayanır. Tenkis davası ise vasiyetname geçerli olsa bile saklı payın ihlal edildiği iddiasına dayanır.
TMK m. 557 ve devamı ölüme bağlı tasarrufların iptalini düzenlerken, TMK m. 560 ve devamı tenkis davasını düzenler. Bu nedenle somut olayda vasiyetnamenin geçersizliği mi, yoksa geçerli vasiyetnamenin saklı payı aşan sonuç doğurması mı tartışılıyorsa, ileri sürülecek dava türü, talepler ve hukuki sebepler buna göre belirlenmelidir.
Vasiyetnamenin iptali ve tenkis arasındaki farklar hakkında daha detaylı bilgi için “Vasiyetnamenin İptali Davası” yazımızı inceleyebilirsiniz.
Mirasçılıktan Çıkarma ve Saklı Pay
Miras bırakan, saklı paylı mirasçısını yalnızca istediği için mirastan çıkaramaz. TMK m. 510’a göre mirasçılıktan çıkarma ancak mirasçının miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi ya da miras bırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi halinde mümkündür.
Mirasçılıktan çıkarılan kişi, mirastan pay alamaz ve tenkis davası açamaz. Ancak çıkarma sebebinin tasarrufta belirtilmesi gerekir. TMK m. 512’ye göre mirasçılıktan çıkarılan kişi itiraz ederse, çıkarma sebebinin varlığını ispat yükü çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına aittir. Sebep ispat edilemez veya tasarrufta sebep gösterilmemişse, tasarruf mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir.
Bu düzenleme, saklı payın miras bırakanın tek taraflı iradesiyle kolayca ortadan kaldırılmasını engeller. Vasiyetnamede “oğlumu mirasımdan çıkarıyorum” denilmesi tek başına yeterli değildir. Çıkarma sebebi kanunda öngörülen ağırlıkta olmalı, tasarrufta belirtilmeli ve uyuşmazlık halinde ispatlanmalıdır.
Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarma ise özel bir kurumdur. TMK m. 513’e göre miras bırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir; ancak bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi gerekir.
Saklı Paylı Mirasçının Dava Hakkı
Saklı paylı mirasçı, saklı payı ihlal edildiğinde tenkis davası açabilir. Davanın davalısı, saklı payı ihlal eden kazandırmadan yararlanan kişidir. Bu kişi yasal mirasçı, atanmış mirasçı, vasiyet alacaklısı veya üçüncü kişi olabilir.
Tenkis davası yalnızca saklı paylı mirasçılar tarafından açılır. Saklı payı bulunmayan yasal mirasçılar, sırf yasal miras payları azaldığı için tenkis davası açamaz. Ancak muris muvazaası gibi farklı hukuki sebepler varsa, saklı paylı olup olmamalarına bakılmaksızın miras hakkı ihlal edilen mirasçılar dava açabilir. Nitekim 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 E., 1974/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uygulamasında muris muvazaası iddiası bakımından saklı paylı mirasçı olma şartı aranmaz.
Tenkis davasında davacı, saklı paylı mirasçı olduğunu, miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan bir tasarrufta bulunduğunu ve bu tasarruf nedeniyle saklı payını alamadığını ortaya koymalıdır. Terekenin kapsamı, miras bırakanın borçları, kazandırmanın niteliği ve tasarruf tarihindeki koşullar davanın esasını oluşturur.
Tenkis Davasında Süre
TMK m. 571’e göre tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.
Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Bu nedenle miras bırakanın ölümünden sonra tereke kapsamı, yapılan devirler, vasiyetname, bağışlamalar ve diğer kazandırmalar gecikmeden incelenmelidir. Özellikle tapu devirleri, banka hareketleri, şirket payları, araç kayıtları ve miras bırakanın son dönem işlemleri dava türünün, taleplerin ve delillerin belirlenmesinde etkilidir.
Mirasın reddi, mirasçılık sıfatı ve terekeye ilişkin süreçler hakkında daha detaylı bilgi için “Mirasın Reddi” yazımızı inceleyebilirsiniz.
Saklı Pay Hesabında Terekenin Belirlenmesi
Saklı pay hesabında ilk adım terekenin doğru belirlenmesidir. Tereke yalnızca miras bırakan adına kayıtlı taşınmazlardan ibaret değildir. Taşınırlar, banka hesapları, araçlar, şirket payları, alacaklar, fikri haklar, sigorta değerleri ve diğer malvarlığı unsurları da tereke kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık miras bırakanın borçları da dikkate alınır. Net tereke bulunmadan saklı pay hesabı yapılamaz. TMK m. 507’de açıkça miras bırakanın borçlarının, cenaze giderlerinin, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderlerinin, miras bırakanla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kişilerin üç aylık geçim giderlerinin indirilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Sağlararası karşılıksız kazandırmalar ise tenkise tabi oldukları ölçüde terekeye eklenir. TMK m. 508 bu yönde açık hüküm içerir. Ayrıca miras bırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine yaptığı hayat sigortası sözleşmelerinde, sigorta alacağının miras bırakanın ölümü zamanındaki satın alma değeri terekeye eklenir.
Bu nedenle saklı pay davası açılmadan önce yalnızca tapu kayıtlarına bakılması eksik inceleme olur. Finansal kayıtlar, sigorta poliçeleri, şirket kayıtları, vekaletname ile yapılan işlemler, satış bedelleri ve miras bırakanın ölümünden önceki ekonomik hareketleri birlikte değerlendirilmelidir.
Eşin Saklı Payı ve Mal Rejimi Ayrımı
Sağ kalan eşin saklı payı ile eşler arasındaki mal rejimi alacağı birbirine karıştırılmamalıdır. Sağ kalan eş, mirasçı sıfatıyla tereke üzerinde pay sahibidir. Ayrıca evlilik içinde edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanıyorsa, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı da gündeme gelebilir.
Bu iki hak aynı şey değildir. Mal rejimi tasfiyesi, önce eşler arasındaki malvarlığı ilişkisini çözer. Miras paylaşımı ise bundan sonra kalan tereke üzerinden yapılır. Dolayısıyla eşin saklı payı hesaplanırken, önce mal rejimi alacağı ve terekenin kapsamı doğru belirlenmelidir.
Bu ayrım özellikle taşınmazların evlilik içinde edinildiği, miras bırakan adına kayıtlı olduğu veya eşin katkısının bulunduğu dosyalarda önem taşır. Aksi halde eşin hem mal rejiminden doğan hakkı hem de miras hukukundan doğan saklı payı hatalı hesaplanabilir.
Evlatlığın Saklı Payı
TMK m. 500’e göre evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur. Evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Bu nedenle evlatlık, evlat edinenin mirasında altsoy gibi değerlendirilir ve saklı pay hakkına sahiptir.
Buna karşılık evlat edinen ve hısımları, evlatlığa mirasçı olmaz. Bu düzenleme, evlatlık ilişkisinin miras hukuku bakımından tek yönlü sonuç doğurduğu alanlardan biridir.
Evlatlığın saklı pay hakkı, uygulamada özellikle sonradan yapılan vasiyetnameler veya diğer çocuklara yapılan kazandırmalar bakımından önem taşır. Evlatlık, saklı payı ihlal edilmişse altsoy sıfatıyla tenkis davası açabilir.
Saklı Paydan Feragat ve Miras Sözleşmesi
Saklı paylı mirasçı, miras bırakanla mirastan feragat sözleşmesi yapmış olabilir. Mirastan feragat, resmi şekle tabi bir miras sözleşmesidir. Geçerli bir feragat sözleşmesi varsa, feragat eden mirasçı kural olarak mirasçılık sıfatını ve buna bağlı haklarını kaybeder.
Ancak feragatin kapsamı dikkatle incelenmelidir. Feragat ivazlı veya ivazsız olabilir. Feragatin altsoya etkisi, sözleşme içeriği ve Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu nedenle “miras hakkımdan vazgeçiyorum” şeklindeki adi yazılı belge, tek başına mirastan feragat sözleşmesi sonucunu doğurmaz.
Bu alanda şekil şartı kritik önemdedir. Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmamak gerekir. TMK m. 503 bu ehliyet şartını açıkça düzenler.
Saklı Payın İspatı ve Deliller
Saklı pay davasında deliller, uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Tapu kayıtları, resmi senetler, banka kayıtları, dekontlar, bilirkişi raporları, vasiyetname, mirasçılık belgesi, veraset ilamı, şirket kayıtları, sigorta poliçeleri ve tanık beyanları dosyanın içeriğine göre önem taşıyabilir.
Muris muvazaası iddiası varsa miras bırakanın gerçek iradesi, taraflar arasındaki ilişki, devrin bedelli olup olmadığı, satış bedelinin ödenip ödenmediği, miras bırakanın ekonomik durumu, devralanın alım gücü, miras bırakanın bakım ihtiyacı, devir tarihi ve aile içi ilişkiler birlikte değerlendirilir.
Tenkis davasında ise daha çok tereke hesabı, tasarruf edilebilir kısım, saklı pay oranları, kazandırmanın değeri ve tenkise tabi olup olmadığı önem taşır. Bu nedenle davanın muris muvazaası mı, tenkis mi, vasiyetnamenin iptali mi yoksa birden fazla talebin kademeli şekilde ileri sürülmesi gereken karma bir uyuşmazlık mı olduğu baştan belirlenmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Saklı paya dayalı tenkis davalarında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. HMK m. 2’ye göre malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Yetki bakımından mirastan doğan davalarda özel düzenleme vardır. HMK m. 11’e göre terekenin paylaşılmasına, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
Bu nedenle tenkis davası, muris muvazaası davası veya vasiyetnamenin iptali davası açılırken yalnızca taşınmazın bulunduğu yere göre hareket edilmemelidir. Davanın hukuki niteliği ve HMK’daki kesin yetki kuralları doğru belirlenmelidir.
Saklı Pay Davalarında Dava Türünün Belirlenmesi
Saklı pay uyuşmazlıklarında dava türünün yanlış belirlenmesi ciddi hak kaybına yol açabilir. Görünürde satış olan bir tapu devrinde gerçek irade bağış ise muris muvazaası iddiası gündeme gelebilir. Gerçekten bağış yapılmışsa veya vasiyetname ile tasarruf edilebilir kısım aşılmışsa tenkis davası açılması gerekebilir. Vasiyetnamenin ehliyet, şekil veya irade sakatlığı nedeniyle geçersiz olduğu düşünülüyorsa vasiyetnamenin iptali davası değerlendirilmelidir.
Bazı dosyalarda bu taleplerin kademeli şekilde ileri sürülmesi gerekir. Örneğin öncelikle muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil, bunun kabul edilmemesi halinde tenkis talep edilebilir. Ancak taleplerin kademeli şekilde ileri sürülmesi her dosyada uygun sonuç doğurmayabilir. İşlemin niteliği, deliller, süreler, taraf sıfatı ve terekenin kapsamı somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Saklı pay davaları yalnızca miras oranı hesabı değildir. Bu dosyalarda aile içi ilişkiler, ekonomik veriler, resmi işlemler, miras bırakanın iradesi, kazandırmanın karşılıklı veya karşılıksız olup olmadığı ve tereke hesabı birlikte incelenir. Dava türü, hukuki sebep, talep sonucu ve deliller doğru belirlenmeden açılan davalar, haklı mirasçıyı usul ve ispat bakımından zayıf konuma düşürebilir.
Sonuç
Saklı pay, miras bırakanın tasarruf özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmaz; ancak belirli mirasçıların kanundan doğan asgari miras hakkını korur. Altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eş, Türk Medeni Kanunu’nda saklı paylı mirasçı olarak kabul edilmiştir. Saklı pay oranları ise yasal miras payı üzerinden hesaplanır.
Saklı pay ihlalinde başvurulacak temel yol tenkis davasıdır. Bununla birlikte her saklı pay uyuşmazlığı tenkis davasından ibaret değildir. Muris muvazaası, vasiyetnamenin iptali, mirasçılıktan çıkarma, mirastan feragat, mal rejimi tasfiyesi ve tereke tespiti gibi kurumlar somut olayda birlikte değerlendirilebilir.
Bu nedenle saklı pay uyuşmazlıklarında terekenin kapsamı, miras bırakanın yaptığı tasarruflar, saklı pay oranları, dava süreleri ve görevli-yetkili mahkeme dikkatle incelenmelidir. Saklı paylı mirasçıların haklarının korunması için dava türü, hukuki sebep, talep sonucu ve deliller somut olaya göre doğru belirlenmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Saklı paylı mirasçılar kimlerdir?
Türk Medeni Kanunu’na göre saklı paylı mirasçılar altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eştir. Kardeşlerin yürürlükteki kanuna göre saklı payı yoktur.
Saklı pay ile yasal miras payı aynı şey midir?
Hayır. Yasal miras payı, miras bırakan tasarrufta bulunmadığında mirasçının tereke üzerindeki payını gösterir. Saklı pay ise miras bırakan tasarrufta bulunsa bile belirli mirasçılar lehine korunması gereken asgari miras hakkıdır.
Miras bırakan çocuğunu tamamen mirastan mahrum bırakabilir mi?
Kural olarak hayır. Altsoy saklı paylı mirasçıdır. Ancak TMK m. 510’da düzenlenen mirasçılıktan çıkarma sebepleri varsa ve bu sebepler geçerli şekilde ölüme bağlı tasarrufta gösterilmişse, saklı paylı mirasçı mirasçılıktan çıkarılabilir.
Saklı pay ihlal edilirse hangi dava açılır?
Saklı pay ihlalinde temel dava tenkis davasıdır. Ancak işlem görünürde satış olup gerçekte bağış niteliğindeyse muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası da gündeme gelebilir. Dava türü somut olaydaki işlemin niteliğine göre belirlenir.
Vasiyetname geçerliyse yine de tenkis davası açılabilir mi?
Evet. Vasiyetnamenin şeklen geçerli olması, saklı payı ihlal eden kısmının tenkise tabi tutulmasına engel değildir. Vasiyetnamenin iptali ile tenkis davası farklı hukuki sebeplere dayanır.
Tenkis davası ne zaman açılır?
Tenkis davası, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren on yıl içinde açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.
Sağ kalan eşin saklı payı nasıl hesaplanır?
Sağ kalan eşin saklı payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre belirlenen yasal miras payı üzerinden hesaplanır. Eş altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı ise yasal miras payının tamamı saklı paydır; diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçü saklı pay olarak korunur.
Evlatlığın saklı payı var mıdır?
Evet. Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur. Bu nedenle evlatlık, evlat edinenin mirasında altsoy gibi saklı pay hakkına sahiptir.
Kardeşlerin saklı payı var mıdır?
Hayır. Yürürlükteki Türk Medeni Kanunu bakımından kardeşlerin saklı payı yoktur. Kardeşler bazı durumlarda yasal mirasçı olabilir; ancak saklı paylı mirasçı değildir.
Saklı pay ihlali varsa tapu doğrudan iptal edilir mi?
Her saklı pay ihlali tapu iptal ve tescil sonucunu doğurmaz. Tenkis davasında tasarruf, saklı payı ihlal ettiği ölçüde azaltılır. Tapu iptal ve tescil sonucu daha çok muris muvazaası gibi işlemin geçersizliğine dayanan davalarda gündeme gelir.
Saklı pay, tenkis, muris muvazaası, vasiyetnamenin iptali ve mirasçılıktan çıkarma gibi uyuşmazlıklar teknik miras hukuku değerlendirmesi gerektirir. Terekenin kapsamının belirlenmesi, tasarrufların incelenmesi, saklı pay oranlarının hesaplanması ve doğru dava türünün seçilmesi hak kaybını önlemek açısından önemlidir. Saklı pay ve saklı paylı mirasçıların haklarına ilişkin hukuki destek almak için iletişim sayfamız üzerinden tarafımıza ulaşabilirsiniz.


Geri bildirim:Tenkis Davası - MFS Hukuk & Danışmanlık